PURITANS in Turkish translation

['pjʊəritənz]
['pjʊəritənz]
püritenler
puritan
puritanical
bluenose
blue-nosed
yobazlar
bigot
zealot
puritan
the bigoted
religious
bağnazlarda
bigot
zealot
puritanical
fanatic
puritan
prudish
sectarian
prissy
strait-laced
püritenlerin
puritan
puritanical
bluenose
blue-nosed

Examples of using Puritans in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Puritans were strict and devout.
Protestanlar otoriter ve dindardı.
Small puritans obsessed by power.
Güç saplantısı olan küçük püritanlara.
Tell me, who started this war between witches and puritans, the scattered few of them or the mighty many of you?
Söylesene, cadılarla püritenler arasındaki bu savaşı kim başlattı, onların az sayıda perişan olanları mı, yoksa sizin çok sayıda güçlü olanlarınız mı?
either the Dark Lord will kill us, or the Puritans will burn us.
bizi ya Karanlık Lord öldürür, ya da püritenler ateşte kavurur.
You could say that, yeah. I'm gonna read you a quote of what the Puritans thought of Morton's followers.
Öyle diyebiliriz. Püritenlerin, Mortonun taraftarları hakkındaki düşüncelerini içeren… bir alıntı okuyacağım.
Few of us would be able… to live among the Puritans of New England in the 1650's.
Bence çok azımız… 1650li yıllarda New Englanddaki Püritenler arasında yaşayabilirdi.
Sometimes. the Puritans had stayed at home. I sometimes wonder what this country would look like if.
Bu ülkenin nasıl bir yere benzeyeceğini merak ediyorum. Ben bazen, Püritenler evlerinde kalsaydı Bazen.
But the Puritans faced a particular challenge… as, by the 1660s, the first generation began to die out.
Fakat 1660larda ilk nesilleri tükenmeye başladığında Protestanlar kayda değer bir zorlukla yüzleştiler.
The Puritans came here for religious reasons,
Kuralcılar, buraya dini nedenlerle geldiler
Lady Whiteadder the two most fanatical puritans in England have invited themselves to dinner here tonight.
Leydi Whiteadder İngilterenin en fanatik sofuları kendilerini, bu gece burada yemeğe davet etmişler.
religious toleration in the English colonies, religious strife among Anglicans, Puritans, Catholics, and Quakers was common in the early years, and Puritan rebels briefly seized control of the province.
dinsel hoşgörünün öncülüğünü yaparken, Anglikanlar, Püritenler, Katolikler ve Quakerler arasında süren çatışmalar sonunda Püriten isyancılar koloninin kontrolünü ele geçirdi.
English Puritans and other nonconformists,
İngiliz Püritenler, İngiliz Katolikler,
What could be more bourgeois, Puritan, even American, than that?
Bunda daha burjuva, daha püriten, veya daha Amerikalı ne olabilir ki?
There's not a puritan in sight.
Orada püriten yok.
I hate this ghastly, puritan, missionary North.
Şu berbat, yobaz, misyoner Kuzeyden nefret ediyorum.
Besides, no fun in Puritan times.
Ayrıca Püriten döneminde hiçbir eğlence yok.
He thinks That this old fart Puritan?
Bu yobaz moruk kim olduğunu sanıyor?
There's nothing magical about Puritan New England.
Püriten Yeni İngilteresinin sihirli bir yanı yoktur.
What are you doing here, puritan?
Ne işin var burada, yobaz?
But that was ten years ago. Yes there was the Puritan Hotel on the north shore, sir.
Evet bir Püriten vardı Kuzey kıyısında Hotel, efendim.
Results: 43, Time: 0.0485

Top dictionary queries

English - Turkish