RADAR in Turkish translation

['reidɑːr]
['reidɑːr]
radar
sonar
dradis
gözden
eye
look
eyeball
sight
ocular
iris
retinal
take
radarı
sonar
dradis
radarın
sonar
dradis
radarına
sonar
dradis
gözü
eye
look
eyeball
sight
ocular
iris
retinal
take
gözlerden
eye
look
eyeball
sight
ocular
iris
retinal
take

Examples of using Radar in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
We need someone outside of Cho's radar.
Başkan Chonun radarının dışında olan birisine ihtiyacımız var.
We will drop off the North Korean radar somewhere over Kazakhstan… then vector back to Seoul.
Kuzey Kore radarlarını, Kazakistan semalarında atlatırız sonra Seoula döneriz.
That should take care of any radar detection.
Bu radarların icabına bakacaktır.
The best way to stay off our radar is to fly under it.
Bizim radarımızdan uzak kalmanın en iyi yolu alçaktan uçmak.
We have tested the dual frequency radar, the horizontal vertical resolution's fine.
Çift frekans radarını test ettik, yatay ve dikey çözülümler iyi.
We will be off of the Company's radar here.
Şirketin radarının dışındayız burada.
Alex, we can't hold off their radar any longer!
Alex, onların radarlarını daha fazla engelleyemeyiz!
Her radar needs fixing.
Radarının tamire ihtiyacı var.
We're here to find out who stole navy radar and stashed it across the street.
Donanmanın radarını kimin çalıp buraya sakladığını öğrenmeye geldik.
I have a radar about these things and I'm emotionally psychic and something is up.
Bu konudaki radarım kuvvetlidir ve medyumluğum vardır bir şeyler dönüyor, biliyorum.
Why didn't near-earth radar pick that up yesterday?
Dün radarlarımız bunu neden tespit edemedi?
Do I have to activate my radar again?
Radarımı yeniden aktif hale getirmeli miyim?
I think you need to take that magic radar in for a tune-up.
Bence o sihirli radarını servise götürüp ayar yaptır.
Than the Nautilus. This bat has got sharper radar.
Bu yarasanın radarları, Nautilusunkinden hassastır.
Pretty clever way to fly under the FBI's radar.
FBInın radarının altından uçmak için oldukça zekice bir yol.
They're bound to have all kinds of radar.-Go.
Bin türlü radarları vardır.- Git.
Rolling blackout matches the flight path on the radar.
Kesintinin ilerleyişi radardaki rotayla uyuşuyor.
Maybe they have radar.
Belki radarları vardır.
Turn off Aegis radar, please.
Radarları kapatın lütfen.
I told them we were fighting Russian guns, Russian radar, Russian planes and Russian submarines.
Rus silahları, radarları, uçakları ve deniz altılarla savaştığımızı söyledim.
Results: 2224, Time: 0.0864

Top dictionary queries

English - Turkish