RADIATING in Turkish translation

['reidieitiŋ]
['reidieitiŋ]
yayılan
spread
emitted
radiated
propagating
emanating from
sprawling
ışıyan
yaymaktan
spreading
disseminate
to release
to propagate
disperse it
yayılıyor
is spreading
travels
has spread
emanates
out
does it spread
around
saçtığı

Examples of using Radiating in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Radiating off you the last couple weeks. to ignore the nuclear power plant I mean, it's been kind of hard.
Yani… Son birkaç haftadır… senden sızan nükleer gücü yok saymak pek kolay değil.
Radiating off you the last couple weeks. I mean, it's been kind of hard to ignore the nuclear power plant.
Yani… Son birkaç haftadır… senden sızan nükleer gücü yok saymak pek kolay değil.
Operated at about 500 Hz frequency, was unable to determine the bearing of the iceberg due to the 3-metre wavelength and the small dimension of the transducer's radiating face less than 1/3 wavelength in diameter.
Hz frekans, 3 metrelik dalga boyu ve dönüştürücünün yayılan yüzünün küçük çapı( çapı 1 metreden az) nedeniyle alıcının rüzgârını belirleyemedi.
the yellow color of the stars the golden brilliant rays radiating from the vast red land.
yıldızlardaki sarı rengi ise muazzam kızıl toprakların saçtığı altın, parlak ışınları simgeler.
So, after pulling out the postmortem damage that was caused by Zalinsky's skull, I used the intersections of the radiating fracture lines to determine that the facial trauma was actually a result of three separate blows.
Zalinskynin kafasının neden olduğu hasarın incelenmesinden sonra yüzdeki travmanın nedenini belirlemek için surattaki çatlaklardan yayılan çizgilerin kesişimlerini kullandım ve sonuç olarak kesinlikle üç darbe var.
This means that nano-particles on the surface are desirable for radiating light into the substrate, but if there is no distance between the particle
Bu nanoparçacıkların yüzeyde ışığı alt katmana ışıtmak için istenilen bir koşul olduğunun anlamına gelmektedir
The recent existence of a terahertz radiating source in general are THz quantum cascade lasers,
Son zamanlarda terahertz ışın yayan kaynakların varlığı genel olarak terahertz kuantum kaskat lazerleri,
On the Day when you see the believing men and believing women-their light radiating ahead of them, and to their right:“Good news for you today:
İnanan erkeklerin ve kadınların ışıklarının önlerinden ve sağ yanlarından yayıldığını gördüğün gün,'' Müjde,
It is He Who created the sun radiating and the moon shining
Güneşi ışıklı ve ayı nurlu yapan; yılların sayısını
Anomalous increase of the astronomical unit: Recent measurements indicate that planetary orbits are widening faster than if this were solely through the Sun losing mass by radiating energy.
Astronomik sabitin anormal bir biçimde yükselmesi: Yakın zamanda yapılan ölçümler gezegen yörüngelerinin sadece Güneşin enerji yayarak kütle kaybetmesine bağlı olarak olması gerekenden çok daha yüksek hızda genişlediğini olduğunu göstermektedir.
And, Wham, out from his face shot these radiating lines of patterns which proceeded to produce around his head a circular, shimmering mandala or kaleidoscope-like pattern with
Ve'' bam'', Yüzünün etrafında, ışınsal çizgiler ve desenler… oluştu ve kafasının çevresine yayılmaya başladı. Yüzünün merkezde olduğu, dairesel… parıltılı bir mandala veya kaleydoskop.
Light and other electromagnetic radiation===The intensity(or illuminance or irradiance) of light or other linear waves radiating from a point source(energy per unit of area perpendicular to the source)
Işık ve Başka Elektromanyetik Radyasyon===Işığın ya da bir nokta kaynaktan( kaynağa dik olan alanın birimi başına düşen enerji) yayılan diğer doğrusal dalgalar yoğunluğu( ya da aydınlığı ya
It's believed Godzilla fed off the energy radiated by the submarine.
Godzillanın, denizaltıdan yayılan enerjiyi kullandığına inanılıyor.
Wavelength radiated by the hydrogen atoms.
Hidrojen atomlarından yayılan dalga boylarıdır.
Says the pain radiates to his back. Already did.
Ağrının sırtına yayıldığını söyledi.- Zaten yaptım.
It's like fear radiates from the walls.
Sanki korku, duvarlardan yayılıyor.
He says the pain radiates to his back.
Ağrının sırtına yayıldığını söyledi.
In these applications, one is often interested in the power radiated in the far-field.
Bu uygulamalarda, birisi uzak alanda yayılan güçle ilgilidir.
It's a slow process, but radiated tortoises don't do anything very quickly.
Yavaş bir süreç. Ama ışın yayan kaplumbağalar hiçbir şeyi hızlı yapmazlar.
Energy radiates from the source.
Enerji kaynaktan yayılıyor.
Results: 43, Time: 0.1019

Top dictionary queries

English - Turkish