RAINDROPS in Turkish translation

['reindrɒps]
['reindrɒps]
yağmur damlalarını
yağmur damlalarından
raindrops

Examples of using Raindrops in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
And the pennies, they're called raindrops.
Ve peniler, onlara yağmur damlacığı deniyor.
Raindrops are fallin' on my head.
Damlalar üzerime yağıyor.
Set here the raindrops' size.
Buradan damla büyüklüklerini ayarlayabilirsiniz.
Raindrops become droplets of blood and drip down the throat.
FF8000} Yağmur damlaları kan damlaları olur.
Yes, raindrops.- Raindrops..
Yağmur damlaları gibi. Evet, yağmur damlaları..
I need the air and the raindrops.
Yağmur da yağsa havaya ihtiyacım var.
Raindrops on roses And whiskers on kittens.
Güller üstünde damlalar Kedi yavrularında bıyıklar.
Street light reflects the raindrops.
Sokak lambalarında düşen yağmur yansıyor.
The lonely falling raindrops…♪.
Yalnızlık yağmuru yağıyor.
Up above the bowl so high Like the raindrops in the sky.
Tepemizdeki kase gibi** Gökten düşen yağmur damlaları….
That's why when it rains the raindrops nevertouch each other.
Onun için yağmur yağdığı zaman, damlalar birbirilerine hiç değmezler.
Just like raindrops in the monsoon.
Tıpkı ılık muson yağmuru gibi.
Yes, raindrops.- Raindrops.
Evet, yağmur damlaları. Yağmur damlaları gibi.
Dark raindrops began to fall from the clouds above the burning city.
Yanan şehrin üzerindeki bulutlardan koyu renkli yağmur taneleri düşmeye başladı.
One time Father Douglas told me we're all like raindrops falling from the sky.
Bir keresinde Peder Douglas bana, hepimizin gökyüzünden düşen yağmur damlaları gibi olduğumuzu söylemişti.
The raindrops will carry the organism into the ocean,
Yağmur damlaları, organizmayı okyanusa taşıyacak,…
Teardrops on a pillow, raindrops on a step stone, over the window, rain falls all night,
Yastıkta gözyaşları, basamakta yağmur damlaları, pencereye düşer yağmur bütün gece…
Our first date… I took her out on my bike, put her up on the handlebars… and sang Raindrops Keep Falling on My Head to her.
İlk buluşmamızda onu bisikletime aldım, gidonların üstüne bindirdim ve ona'' Raindrops Keep Falling on My Head'' i söyledim.
Unless you can fly, and turn raindrops into chocolate, we're not gonna do any better.
Uçup, yağmur damlalarını çikolataya dönüştüren biri yoksa, daha iyisini bulamayız.
Our last evening together, we walked through a summer storm and I kissed the raindrops off your nose and promised we would always be together.
Son gecemizde, yaz yağmuru altında birlikte yürümüştük ve ben burnunuzdaki yağmur damlasını öpüp her zaman birlikte olacağımıza söz vermiştim.
Results: 90, Time: 0.0418

Top dictionary queries

English - Turkish