RAKING in Turkish translation

['reikiŋ]
['reikiŋ]
tırmıklama
toplamayı
to raise
pick up
to get
together
to convene
to summon
collecting
gathering
rounding up
to harvest
tırmık olmadan
tırmıklamayı
para kazandırdığını

Examples of using Raking in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
And that joint ownership could have its advantages. Now Grace embarked on an explanation of Flora's difficulties raking without a rake..
Ve şimdi Grace, Floranın tırmık olmadantırmık işlerini yapmakta ne kadar zorlanacağı… ve bazı şeylere ortak sahip olmanın… ne kadar avantajlı olabileceği konusunda uzunca bir açıklamaya girişmişti.
If the shoal scatters, the bat trawls the surface, raking the water, trying to snag a fish.
Eğer sürü dağılırsa,… yarasa su yüzeyini tırmıklayarak bir balık kapmaya çalışır.
Darn right. I'm sick and tired of raking leaves and hosing bird poop off our car.
Kahretsin doğru. kuş pisliklerini temizlemekten bıktım. Yaprakları toplamaktan ve arabanın üzerindeki.
Instead of raking over the past that will only tarnish our reputations, we should rather work together for a better future.
İtibarlarımızı lekeleyecek şekilde geçmişi eşelemek yerine daha iyi bir gelecek için birlikte çalışmalıyız.
It's partly because he didn't have his own Matthew Boulton to get his inventions out there and to make sure he was raking in the cash.
Kısmen Matthew Boulton gibi onun icatlarını ortaya çıkarıp paranın içinde yüzmesini sağlayacak birine sahip olmamasındandı.
Bankers and corporate CEOs raking in fortunes while the rest of us fight just to survive and take care of the ones we love.
Biz sırf hayatta kalabilmek ve sevdiklerimize bakabilmek için mücadele ederken bankacılar, şirket CEOları bolluk içinde yüzüyor.
Where did I put my rake?
Tırmığımı nereye koydum ki?
Whose rake is this?
Bu tırmık kimin?
We made rakes.
Tırmık yapardık.
We're the first in the Bassa to have a mechanic rake.
Bassada ilk mekanik tırmık sahibi olan biziz.
I like to drive that rake, you're against progress!
Bu tırmığı kullanmak istiyorum, sen teknolojiye karşısın!
And the mechanic rake.
Mekanik tırmık da.
Thin as a rake, too.
Tırmık gibi ince bir de.
Spade, rake, trowel, big space.
Kürek, tırmık, mala büyük mekan.
Now she's keeping all her rakes in the kitchen like a chump.
Şimdi kadıncağız bütün tırmıkları mutfakta tutuyor.
Musician, scholar, rake, entrepreneur, conspiracy theorist.
Müzisyen, burslu, hovarda, girişimci, komplo teorisyeni.
Use the rake.
Tırmığı kullan.
The rake, Brick.
Tırmık, Brick.
Pretty handy with that rake.
Tırmığı bayağı iyi kullanıyorsun.
Dr. Haas, Dr. Rake, I want to apologize again to Brachman Labs.
Dr. Haas, Dr. Rake, Brachman Laboratuvarından özür dilemek istiyorum.
Results: 40, Time: 0.0605

Top dictionary queries

English - Turkish