RANSACKED in Turkish translation

['rænsækt]
['rænsækt]
yağmalanmış
plunder
loot
raid
pillaging
ransacked
swag
yağmaladı
looting
plundering
to sack
to pillage
ransacking
raiding
altüst ettiler
to tear apart
upside down
altüst
upset
mess
upside down
turned upside down
falling apart
disrupted
overturned
get screwed
upend
subverted
altını üstüne getirmişti
yağma
plunder
loot
raid
pillaging
ransacked
swag
altını üstüne
talan
pillage
raid
plundered
looted
sacked
ransacked
rifling
aradı
to call
search
to seek
look
phone
lookin

Examples of using Ransacked in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Tom ransacked Mary's house.
Tom, Marynin evini altüst etti.
Some kids broke into Tom's house and ransacked it.
Bazı çocuklar Tomun evinme zorla girdi ve onu altüst etti.
More homes ransacked.
Daha çok ev yağmalandı.
Those birds ransacked my room!
O kuşlar odamı yağmaladılar!
Except somebody ransacked my drawer.
Biri çekmecemi yağmalamış.
Whoever killed him came back and ransacked his room.
Kim öldürdüyse geri dönüp odasını altüst etmiş.
But it does explain why they ransacked the flat.
Ama bu onların daireyi tamamiyle neden yağmaladıklarını açıklıyor.
But it does explain why they ransacked the flat.
Ama bu onların daireyi tamamıyla neden yağmaladıklarını açıklıyor.
Looks like robbers tied Gomez to a chair while they ransacked the place.
Görünen o ki soyguncular kaldığı yeri alt üst ederken Gomezi de sandalyeye bağlamışlar.
Samantha's investigator Ransacked bundsch's trash.
Samanthanın araştırmacısı Bundschın çöplerini karıştırmış Allie kaybolduktan haftalar sonra.
But since you came to us for help… Sorry to have ransacked your valise.
Valizinizi karıştırdığımız için bağışlayın, ama yardım isteyen siz olduğunuza göre.
That's the same guy who ransacked Arkady's house.
Arkadynin evine giren adam.
Whoever ransacked this place left Tatiana's purse.
Bu yeri her kim dağıtmışsa Tatiananın cüzdanını almamış.
his army swept across northern China and in 1215, ransacked Beijing, giving the Mongols weapons they would never seen before.
Çine kadar yayıldı ve 1215 yılında yağmalanmış Pekin Moğollara o ana değin hiç görmedikleri silahları sundu.
When Reverend Coggins ransacked the place, he took all of the drugs,
Rahip Coggins orayi talan ettiginde, insulinler
Morgan ransacked my brain, shared her discoveries with the Tomorrow People,
Morgan beynimi aradı keşfini Yarının İnsanlarıyla paylaştı
Back in the wild wood… the young chipmunk is still preparing for the coming winter… unaware that his store is being ransacked.
Vahşi ormana geri geldiğimizde yavru sincap hala yaklaşan kışa hazırlık yapıyor. Deposunun yağma ediliyor olmasından habersiz bir şekilde.
Last night, when everyone was intimidated and this place ransacked, Kent was working here on his own.
Dün gece, herkesi korkuttuklarında ve burasını yağmaladıklarında Kent burada tek başına çalışıyordu.
On the other side of the gap. at exactly the same time Claire and I had stood at the broken bridge Sam Farber had been inside the ransacked laboratory.
Fark ettim. köprüde durduğumuz sırada, aranılan laboratuvarın içerisinde olduğunu… Daha sonra Sam Farberın, Claire ve ben kampın diğer tarafındaki kırık.
According to investigators, the victim, Kawashima Kyohei, a 68-year-old lawyer was found dead in his ransacked apartment and 50,000 yen has been confirmed missing.
Dedektiflere göre 68 yaşındaki avukat, Kyohei Kawashima altüst edilmiş dairesinde ölü bulundu ve 50 bin yenin kayıp olduğu doğrulandı.
Results: 58, Time: 0.0837

Top dictionary queries

English - Turkish