RED-BLOODED in Turkish translation

kırmızı kanlı
red blood
bağlı
bond
connection
link
connective
vineyard
ligature
ligament
attachment
ties
bound
kanlı canlı
mert
red-blooded
brave
manly
of valor
güçlü
strong
powerful
mighty
power
tough
strength
potent
gücü kuvveti yerinde
delikanlının yapacağını

Examples of using Red-blooded in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I'm talking about plump, red-blooded women.
Dolgun, coşkulu kadınlardan bahsediyorum.
Saved your life and everyone else's in this bunker. That red-blooded Commander.
O kırmızı kanlı komutan senin ve bu sığınaktaki herkesin hayatını kurtardı.
In this bunker. saved your life and everyone else's That red-blooded commander.
O kırmızı kanlı komutan senin ve bu sığınaktaki herkesin hayatını kurtardı.
Who happened to bump into a typical, red-blooded American boy.
Kız tipik bir kırmızı kanlı Amerikalı oğlana çarptı.
Is that not red-blooded enough for you?
Bu senin için yeterince coşkulu değil mi?
And after a while, he did what any red-blooded American boy would do.
Ve bir süre sonra… Her Amerikalı oğlanın yapacağını yaptı.
Once upon a time, there was a typical American girl… who happened to bump into a typical, red-blooded American boy.
Bir zamanlar, tipik bir Amerikan kızı varmış… tipik kırmızı kanlı bir Amerikan oğlanıyla çarpışmış.
You are ever supposed to put on a hamburger is ketchup! Every red-blooded American knows the only condiment.
Bağlı her Amerikalı bilir ki hamburgerin üzerine… Geleneklerine… koyulabilecek tek çeşni ketçaptır.
Who happened to bump into a typical American girl. Once upon a time, there was a typical red-blooded American boy.
Bir zamanlar, tipik bir Amerikan kızı varmış… tipik kırmızı kanlı bir Amerikan oğlanıyla çarpışmış.
intelligent… red-blooded citizens… to find Adam
zeki mert yurttaşların Adam
Once upon a time, there was a typical American girl who happened to bump into a typical red-blooded American boy.
Bir zamanlar tipik bir Amerikan kadını gücü kuvveti yerinde tipik bir Amerikan erkeği ile karşılaştı.
Well, you know, I'm committed to the Straight Edge life but I'm also just as red-blooded as the next guy.
Pekala, biliyorsun, ben kendimi Straight Edge yaşamına adadım ama ben ayrıca sıradan adamlar gibi kanlı canlıyım.
So this group of red-blooded young men are prepared… to offer themselves completely to God… in,
Yani, bir grup hevesli genç havarisel çalışmayla kendilerini tamamen tanrının hizmetine mi adayacaklar?- Bekarlık
Every red-blooded American werewolf will be a bundle of fur and sharp teeth tonight
Bütün yiğit Amerikan kurt adamları sivri dişli tüy yığını olacak
There goes a red-blooded American girl.
İşte damarlarında Amerikan kanı akan bir kız.
A real live red-blooded human.
Gerçek, canlı, kırmızı kanlı bir adamı.
Every red-blooded American knows the only condiment.
Butun kanı kırmızı amerikalılar bilir ki.
Just your typical, red-blooded, all-American boy.
Tıpkı tipik, kanlı canlı bütün Amerikan çocukları gibi.
So what should any red-blooded sloth do?
Peki yiğit bir tembel hayvan ne yapar?
It proves he's a red-blooded young man.
Delikanlı bir genç olduğunu kanıtlıyor.
Results: 148, Time: 0.0487

Top dictionary queries

English - Turkish