RESTRICTION in Turkish translation

[ri'strikʃn]
[ri'strikʃn]
restriksiyon
restriction
kısıtlama
limiting
restricting
sınırı
border
boundary
limit
frontier
line
perimeter
borderline
demarcation
fringe
no bounds
yasağı
illegal
ban
curfew
illicit
off-limits
verboten
taboo
exclusion
forbidden
allowed
kısıtlaması
limiting
restricting
sınırlama
to limit
kısıtlamadan
limiting
restricting
kısıtlamayı
limiting
restricting
bir restriksiyon

Examples of using Restriction in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Now, imagine that we try to loosen this restriction.
Şimdi, bu kısıtlamayı biraz gevşettiğimizi düşünün.
But you did order the barracks restriction.
Ama koğuş kısıtlaması emri verdiniz, değil mi?
You should wave that restriction during emergencies.
Vazgeçmek gerekir. Belki acil durumlarda bu kısıtlamadan.
For the sleight-of-hand magic show this afternoon? Is there an age restriction.
Bugün öğleden sonraki sihirbazlık gösterisi için yaş sınırlaması var mı?
What is it? Emergency flight restriction from the UN?
BMden acil uçuş kısıtlaması.- Ne oluyor?
Teacher removed that restriction.
Öğretmen o kısıtlamayı kaldırdı.
Emergency flight restriction from the UN. What is it?
BMden acil uçuş kısıtlaması.- Ne oluyor?
But you did order the barracks restriction.
Verdiniz, değil mi? Ama koğuş kısıtlaması emri.
But you did order the barracks restriction, didn't you?
Değil mi? Ama koğuş kısıtlaması emri?
You talk to Mark about lifting that firearms restriction?
Markla silah yasağını kaldırması konusunda konuştun mu?
Restriction category 0… 3.
Kategorik Sınırlandırma 0… 3.
Your"no samples" restriction will severely limit our insights.
Sizin örnek yok kısıtlamanız görüşleri bir hayli sınırlayacak.
Actually, it's an audio book on restriction enzyme analysis and DNA typing.
Aslında yasak enzim analizi ve DNAyla ilgili bir sesli kitap.
Beyond restriction!
Kısıtlamaların ötesi!
Restriction, for example,
Kısıtlamak, örneğin giyime, flört etmeye
Devil's Restriction. And let there be light!
Şeytanın sınırında. Bırak ışık yansın!
That restriction won't last long.
Yasak uzun sürmez.
And for that, you have no restriction of time.
Bunun için de zaman sınırınız yok.
Private Bell was placed on barracks restriction.
Er Bell koğuş kısıtlamasına konulmuştur.
Restriction of travel order. He had a big-shot lawyer from Cronos.
Cronostan çok iyi bir avukatı vardı. Seyahat kısıtlamasıyla.
Results: 136, Time: 0.0578

Top dictionary queries

English - Turkish