RIDIN in Turkish translation

binmek
ride
get
board
take
go
ridin
at sürüyor
at sürmeye

Examples of using Ridin in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Now when you're back on that train, ridin' out of here… over the right of way that I gave'em, think it over.
Buradan giderken o trene bindiğinde, o tünelleri yaptığım yollardan geçerken bunu bir düşün.
Ridin' into town on a pale horse… All you got is a man with no name… dispensin' his own brand o' justice.
Mat renkli bir atın üstünde kasabaya gidiyor… Elinde tek bilgi isimsiz bir adam… …kendi adaletinin markasını dağıtıyor.
you know… my ropin' and ridin' days is over.
biliyorsun kement atma ve ata binme günlerim sona erdi.
and I'm ridin' blind.
başlayınca çuval oynayıp duruyor, körlemesine gidiyorum.
All you got is a man with no name… ridin' into town on a pale horse… dispensing' his own brand o' justice.
Elinde tek bilgi isimsiz bir adam mat renkli bir atın üstünde kasabaya gidiyor kendi adaletinin markasını dağıtıyor.
Working alone at my truck, ridin' solo. I believe the ace represents me.
Sanırım'' as'' beni temsil ediyor,… kamyonumda tek başıma çalışıyorum, yalnız uçuyorum.
I believe the ace represents me, working alone at my truck, ridin' solo.
Sanırım'' as'' beni temsil ediyor, kamyonumda tek başıma çalışıyorum, yalnız uçuyorum.
But if someone hits me with a paddle, I'm gonna knock'em on their ass. Yeah. Look, I like drinkin', and I love ridin' tricycles.
Bak, içki içmeyi ve 3 tekerleki bisiklete binmeyi seviyorum, onları bunu yapanların kıçına sokarım. ama eğer biri bana küreklerle vurursa, Evet.
RIDIN' LONG AND SLEEPIN' THE BARE MINIMUM.
Uzun süre atta olup, çok az uyuyacağız.
Catch me ridin.
Yakalamaya çalışıyorlar.
Went ridin' their bikes.
Bisiklet sürmeye çıktılar.
What you ridin'?
Neye biniyorsun?
After 20 days of hard ridin.
Gün at bindikten sonra!
Just quit ridin'' me, old man.
Beni yönetmeyi kes, yaşlı adam.
Gonna slow us down. Ridin' him is.
Ona binmek bizi yavaşlatır.
Major, why is this flaxen plum ridin' ahead of you?
Binbaşı, bu sarı çıyan neden senin önünde at sürüyor?
Like ridin' a bike, chief.
Bisiklete binmek gibi şef.
It's like ridin' a bike, Elvis.
Bu bisiklete binmek gibidir, Elvis.
It's like ridin' a bike.
Bisiklete binmek gibi.
It's just like ridin' a bike.
Bu bisiklete binmek gibidir.
Results: 274, Time: 0.0452

Top dictionary queries

English - Turkish