SCAVENGING in Turkish translation

['skævindʒiŋ]
['skævindʒiŋ]
çöp karıştırmak için
leşlerini
reek
carrion
carcass
scavenger
filthy
stink
roadkill
skanky
stench
dead
toplamam
to raise
pick up
to get
together
to convene
to summon
collecting
gathering
rounding up
to harvest
erzak arıyor

Examples of using Scavenging in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
We will go on scavenging trips and quarantine ourselves evey single time we get back.
Çöp temizliği gezilerine devam edecek… ve her dönüşümüzde kendimizi karantinaya alacağız… ve bekleyeceğiz.
living on the street, scavenging for food like a dog.
Sokaklarda yaşayıp köpekler gibi çöplerden yiyecek ararım.
At this point, in our ecosystem, you are akin to the plover, a small scavenging bird that eats extra food from between the teeth of crocodiles.
Bunu ekosistemimiz olarak düşünürsek sen yağmur kuşu oluyorsun timsahların dişlerindeki artıkları yiyen küçük bir çöpçü kuş.
From between the teeth of crocodiles. a small scavenging bird that eats extra food At this point, in our ecosystem, you are akin to the plover.
Bunu ekosistemimiz olarak düşünürsek sen yağmur kuşu oluyorsun… timsahların dişlerindeki artıkları yiyen küçük bir çöpçü kuş.
Oh, uh… I lied. when I said there wasn't anything worth scavenging.
Oh, ah… Yalan söyledim. süpürmeye değer bir şey olmadığını söylediğimde.
I lied. when I said there wasn't anything worth scavenging, Oh, uh.
Oh, ah… Yalan söyledim. süpürmeye değer bir şey olmadığını söylediğimde.
a valuable asset to the group, helping to repair the RV and scavenging items from abandoned cars on the highway.
karavanı tamir etmek ve civardaki arabalardan malzeme toplamak konusunda yardım eder.
After skeletonization, if scavenging animals do not destroy or remove the bones, acids in many fertile soils
İnsanlar gibi orta ve büyük boyutu memelilerin cesetlerinde iskeletleşme gerçekleştikten sonra, süpürücü hayvanlar kemikleri tüketmezler ise,
And someone scavenged from them.
Birileri de onları yağmalamış.
And someone scavenged from them.
Biri de onları yağmalamış.
However, motorcycle gangs scavenge the lands and terrorize the population.
Fakat motorsiklet çeteleri arazilerde çöplenmekte ve halka dehşet saçmaktadır.
You scavenge so low on the food chain,
Seni çöpçü, besin zincirinde o kadar alttasın
People scavenge on the surface, and things are wet and wild.
İnsanlar yüzeyde temizler ve işler ıslak ve vahşi.
The tissue was too badly scavenged.
Dokular çok kötü yenmiş.
But… We go out, scavenge.
Sonra dışarı çıkıp etrafı araştırırdık.
They were banished into the wastelands where they live and… scavenge like animals.
Şu anda yaşadıkları sahipsiz topraklara kovuldular ve hayvanlar gibi, leşlerle besleniyorlar.
Scavenged every spare part for ten square blocks.
On blok uzaklığa kadar olan tüm yedek parçaları topladım.
And someone scavenged from them.
Birileri de onları yemiş.
But I have scavenged parts, reappropriated them in ways never intended.
Hiç olmadığı şekilde yeniden yerleştirdim. Ancak, parçaları temizledim.
We will go in the morning, see what we can scavenge.
Sabah ne bulacağımızı görmek için gideceğiz.
Results: 42, Time: 0.0679

Top dictionary queries

English - Turkish