SELECTIVELY in Turkish translation

[si'lektivli]
[si'lektivli]
seçici olarak
seçilerek
he was elected
selectively
seçerek
choosing
selecting
picking
selectively

Examples of using Selectively in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
It's selectively edited… Ah, maybe this is one of those moments when your idealism… We can't even see the journalist in the room, runs into a wall called knowledge.
Odadaki gazeteci göremiyoruz bile, seçilerek düzenlenmiş… Bu idealizminin bilgi denilen o duvara doğru gittiği… anlardan biri olabilir.
So, for example, when you look at this image a good graphic invites the eye to dart around, to selectively create a visual logic.
Yani, örneğin, bu resme baktığınızda güzel bir görsel, gözünüzü dürtüklemeye çağırıyor, seçerek görsel bir mantık oluşturmanızı istiyor.
Maybe this is one of those moments runs into a wall called knowledge. when your idealism… We can't even see the journalist in the room, it's selectively edited.
Odadaki gazeteci göremiyoruz bile, seçilerek düzenlenmiş… Bu idealizminin bilgi denilen o duvara doğru gittiği… anlardan biri olabilir.
What's more, you have in your blood the very gene for which our royal family has been so selectively bred all these generations.
Dahası… Kraliyet ailemizin bu kadar kuşaktır seçilerek ürediği ana gen kanınızda var.
After a Google Account is created, the owner may selectively enable or disable various Google applications.
Bir Google Hesabı oluşturulduktan sonra, sahibi seçici etkinleştire veya çeşitli Google uygulamalarını devre dışı bırakabilir.
You're saying they got their hands on a compound that selectively kills humans and nothing else?
Onların insanları seçtiğini ve başka şeyleri de öldüren bileşimleri olduğunu mu söylüyorsun?
I will be talking selectively with some of you on the list over the next days, my people will be taking blood, hair, and tissue samples from everybody on the list.
Önümüzdeki günlerde listede adı yazan bazılarınızla dikkatlice görüşeceğim. Listedeki herkesten kan, saç ve doku örnekleri alınacak.
Your Honor, is the plaintiff really accusing the United States of selectively enforcing its gag order?
Sayın Yargıç, davacı gerçekten Birleşik Devletleri titizlikle dayatılmış medya yasağı yüzünden suçluyor mu?
it's completely different from chemotherapy, because it selectively aims at the blood vessels that are feeding the cancers.
çünkü bu tedavi özellikle kanseri besleyen kan damarlarını hedef alıyor.
very young babies recognize and selectively respond to social stimuli such as the voice, face and scent of their mother.
yüzü ve kokusu gibi sosyal uyaranları tanıdığı ve seçici şekilde tepki verebildiği bilinmektedir.
Immunoaffinity chromatography uses the specific binding of an antibody-antigen to selectively purify the target protein.
Ana madde: İmmünoafinite kromatografisi İmmünoaffinite kromatografisi bir antikorun bir hedef proteine spesifik olarak bağlanmasından yararlanarak o proteinin saflaştırılmasıdır.
People… He's a level 8 EVA places. with an ability to selectively erase memories.
O seçici olarak anıları silme yeteneği olan… sekizinci seviye bir ODY.
Inside a bacterial host, the restriction enzymes selectively cut up foreign DNA in a process called restriction;
Konak bakteri hücresinde restriksiyon enzimleri seçici olarak yabancı DNAları keserler; konak DNAyı restriksiyon
it can act selectively, so that the creature that wears it,
farklılık göstererek davranabilsin diye, seçici olarak davranabilsin diye, bunu giyen,
Resulting in excessive amounts of wool have been selectively bred to have wrinkled skin while making them much more prone to flystrike. The Merino breed, accounting for around 80% of the wool produced in Australia.
Sahip olmak için üretilr ve bunları daha çok sinek enfeksiyonuna Avusturalyada üretilen yünün yaklaşık% 80ini oluşturan Merinos ırkı, seçici olarak, aşırı miktarda yünle sonuçlanan kırışık cilde eğilimli hale getirir ve bu nedenle daha çok kuyruk kesmeye maruz kalırlar.
more selectively favored variants,
daha seçici olarak tercih edilen varyantlar
kinetic resolution where one enantiomer is selectively destroyed.
kinetik çözünürlükle( bir enantiyomerin seçici olarak yok edildiği) ayrılabilir.
used to date materials such as rocks or carbon, in which trace radioactive impurities were selectively incorporated when they were formed.
karbon gibi maddelerin oluştuğunda izini sürdüren radyoaktif kirliliklerin seçici olarak katıldığı vakit ile yaşını tayin etmek için kullanılan bir yöntemdir.
can be used to create circularly polarized light or alternatively to selectively absorb or pass clockwise
saat yönünde ve saat yönünün tersine dairesel polarize ışığı seçici olarak soğurmak
Also, major web browser vendors such as Google and Mozilla Foundation are selectively exempted from this rule;
Ayrıca, Google ve Mozilla Vakfı gibi büyük web tarayıcı sağlayıcıları bu kurala göre seçici olarak muaf tutuluyor;
Results: 52, Time: 0.045

Top dictionary queries

English - Turkish