SICKER in Turkish translation

hasta
sick
patient
ill
sickly
infected
ailing
hastalığı
disease
sickness
illness
sick
infection
plague
ill
condition
morbidity
disorder
hastalanmaya
to get sick
to be sick
to fall ill
hastaydı
unique
in your own
distinctive
inimitable
wherefrom
hastalık
disease
sickness
illness
sick
infection
plague
ill
condition
morbidity
disorder

Examples of using Sicker in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
That son of a bitch just got older and sicker.
Pislik herif giderek yaşlandı ve daha da hastalandı.
And older and sicker!
Yaşlandı ve hastalandı.
You said much sicker things than me.
Benden çok daha hastaca şeyler söyledin.
You're sicker than you think.
Iyi değilsin, düşündüğünden daha hastasın.
some get sicker and die.
bazıları iste hastalanır ve ölür.
I'm sick. And I'm getting older and sicker.
Yaşlanıyorum, ve daha da hastalanıyorum. Hastayım ve yaşlıyım.
A lot sicker than him.
Ondan çok daha fazla hastasın.
Angry because eating makes us sicker, because we're denied certain treatments.
Kızgınız çünkü yemek bizi daha hasta ediyor, çünkü bazı tedaviler tarafından reddedildik.
Making us all sicker.
Herkesi hasta etti.
The sicker I get?
Hastaolacağım?
Do you get more money the sicker that he is?
Ne kadar hasta edersen o kadar çok mu para alacaksın?
You're just making me sicker, like he said you… What's wrong?
Onun dediği gibi beni daha kötü yapıyorsunuz… Sorun ne?
It makes me even sicker!
Bu beni daha da sinir ediyor.
It turns out Marcus' mommy is even sicker than you are.
Marcusun anneciğinin senden bile iğrenç olduğunu ortaya çıktı.
You're just making me sicker, like he said you.
Onun dediği gibi beni daha kötü yapıyorsunuz.
All it's doing is making me sicker.
Tek yaptığı beni daha da hasta etmek.
never sicker.
asla hasta olma.
The smell of the flowers made me sicker.
Çiçeklerin kokusu beni daha da hasta etmişti.
The treatments only make him sicker.
Tedaviler onu yalnızca daha da hasta etmeye yaradı.
But your dad's only gonna get sicker.
Ama baban gittikçe kötüleşti.
Results: 89, Time: 0.0901

Top dictionary queries

English - Turkish