SLIDING in Turkish translation

['slaidiŋ]
['slaidiŋ]
sürgülü
slide
bolted
a bolt-action
kaymaya
cream
skating
skiing
sliding
curd
kayar
slip
sliding
shifts
moves
can
skates
kayıyor
slipped
shooting
slides
is shifting
moving
skates
falling
has shifted
kaymak
cream
skating
skiing
sliding
curd
kaydığını
cream
skating
skiing
sliding
curd
kayarken
slip
sliding
shifts
moves
can
skates
kaymayı
cream
skating
skiing
sliding
curd

Examples of using Sliding in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
If sliding's the best move for… I don't know.
Bilmiyorum eğer kaymak için en iyi hareketse.
Graham broke his arm sliding into second base.
Graham ikinci sahaya kayarken kolunu kırmıştı.
Small sliding gates in the fences.
Teller üzerinde küçük kayar kapılar.
She crawled into the front room, trying to get out the sliding glass door.
Kadın ön odaya kadar emeklemiş, sürgülü cam kapıdan dışarı çıkmaya çalışmış.
Cutting that corner nicely, sliding wide on that one.
Virajı güzelce alıyor, orada biraz geniş kayıyor.
Don't you like sliding, son?
Sen kaymayı sevmiyor musun evlat?
I don't know if sliding's the best move for.
Bilmiyorum eğer kaymak için en iyi hareketse.
Power sliding a hedge.
Güç bir çit kayar.
It's got the shiniest floors, perfect for dancing and sliding.
Dans etmek ve kaymak için mükemmel olan parlak zeminler var.
Hey, think about sliding next time.
Hey, bir dahaki sefere kaymayı düşün.
Say, how long a wait do you suppose before Brad comes sliding down the banister?
Brad merdivenin tırabzanından kayarak inmeden önce ne kadar bekleriz dersin?
Comparing reflex speeds of DBSK and Super Junior members by baseball sliding.
Beyzbol kaymasıyla TVXQ ve Super Junior üyelerinin refleks hızları kıyaslanıyor.
Homer simpson wins a gold, sliding rocks on ice, bao bao!
Homer Simpson buzda taş kaydırarak altın madalya kazanır, börek, börek!
What did I tell you about sliding down the staircase?
Merdivenden kaymamanız konusunda size ne söyledim ben?
Stop sliding that.
Şunu kaydırmayı kes.
Don't do that scary sliding thing.
O korkutucu kayma şeyini yapma.
Sliding down the pole… She's supposed to be.
Direkten aşağı kayması gerekiyor direğe tırmanması değil.
I put a sliding bolt on that door.
Kapıya kaydırmalı sürgü taktım.
The shield won't keep it from sliding into the ocean.
Bu kalkan onun okyanusa kaymasına engel olmayacak.
So he started sliding his hand up my thigh.
Elini yukarı doğru kaydırmaya başladı.
Results: 192, Time: 0.0904

Top dictionary queries

English - Turkish