SO GOOD in Turkish translation

[səʊ gʊd]
[səʊ gʊd]
çok iyi
very good
very well
great
so good
really good
so well
pretty good
be great
very nice
too well
çok güzel
beautiful
very good
very nice
so good
lovely
great
very well
very pretty
so nice
really good
pek iyi
very good
so good
very well
too good
so well
not well
really good
too well
much good
very nice
çok hoş
very nice
's nice
lovely
so nice
really nice
very pretty
's sweet
very pleasant
's pretty
's very sweet
so good
o kadar iyi ki
so good
is doing so well
he's so nice
pekiyi
well
and
so
gold
good
all right
peiyi
a-plus
yani iyi
so good
well
i mean good
so nice
so great
cok guzel
iyi haber akşamdan kalma birine bakıp böylece

Examples of using So good in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Come on. That feels so good.
Bu çok hoş oluyor. Hadi artık.
Thank you. This looks so good.
Çok lezzetli görünüyor. Teşekkür ederim.
Madame lacombe, so good to see you.
Sizi gördüğüme çok sevindim.- Bayan Lacombe.
You may have noticed this morning, not so good at small talk.
Bu sabah fark ettiğin gibi, küçük sohbetler konusunda pek iyi değilimdir.
You don't look so good, old friend.
Peki iyi gözükmüyorsun, eski dostum.
Not so good.
Pekiyi değil.
So good girl, bad girl.
Yani iyi kız, kötü kız.
The wonton soup was so good, it should be illegal.
Buranın wonton çorbası o kadar iyi ki, illegal olmalı diye okumuştum.
Say"yes. Yes,'cause it feels so good.
Evet, çünkü çok hoş. Söyle'' EVET.
It looks so good.
Çok lezzetli görünüyor.
Julie! Hi, so good to see you!
Merhaba, seni gördüğüme çok sevindim. Julie!
Not so good, tonight. How are the boys?
Çocuklar nasıl? Bu akşam, pek iyi değiller?
So good.
Cok guzel.
Not so good.
Pekiyi sayılmaz.
Not so good.
Peki iyi değil.
So good work, Danny.
Yani iyi iş, Danny.
I got some news so good, you will goddamn kiss me.
Sana haberim var, o kadar iyi ki beni öpeceksin.
That feels so good. Come on.
Bu çok hoş oluyor. Hadi artık.
Supper's ready. Wow… This looks so good!
Yemek hazır. Çok lezzetli görünüyor!
It does my heart so good to see you two together.
İkinizi birlikte gördüğüme çok sevindim.
Results: 3261, Time: 0.0715

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish