SOFTENING in Turkish translation

['sɒfniŋ]
['sɒfniŋ]
yumuşatma
yumuşayan

Examples of using Softening in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
abdominal enlargement… breast enlargement, quickening, gallactorrhea… cervical softening, uterine enlargement.
göğüs genişlemesi, süt salgısı başlaması… Rahim boynunun yumuşaması, rahmin genişlemesi.
Asiak's mother has worn her teeth to their gums softening hides so her daughters do for her as she did for them when they were babies.
Anne nin dişleri gönleri yumuşatmak için dişetlerine kadar körelmiş olduğundan bebekken onlar için yaptığını şimdi kızları onun için yapar.
And in doing so, we twist the knife deeper into Arnold's already wounded vanity, softening him for the approach, as it were.
Bunu yaparken, bıçağı Arnoldın zaten yara almış kibrinin derinliklerinde kanırtıp ilk adım için yumuşatmış gibi olacağız.
In addition to fabric softening chemicals, fabric softeners may include acids
Yumuşatıcı kimyasallara ek olarak, kumaş yumuşatıcılar silikon bazlı köpük önleyici maddeler,
a controversial HIV case, a top al-Qaeda militant blasted the country's leadership Thursday for softening their stance.
üst düzey bir el Kaide militanı Perşembe günü ülke yönetimini tutumlarını yumuşattıkları için topa tuttu.
Soften your skin, you can treat scrapes, naughty stuff.
Cildini yumuşatırsın, çatlaklara iyi gelir. Yaramaz şeyler.
When chewed, the resin softens and becomes a bright white and opaque gum.
Ağızda çiğnendiğinde yumuşar ve mat parlak beyaz renk alır.
And softened the stones.
Yumuşattı taşları.
Water occasionally softens the earth, but now the land is bone dry.
Su bazen toprağı yumuşatır. Ama şimdi, toprak kemik kadar kuru.
I wanna tell you buy a soften new pair,
Yumuşak yenibir çift almanı söylemek isterim,
What are you trying to do, Joe, soften the blow?
Darbeyi yumuşatmaya mı çalışıyorsun?
And you know what I find helps soften bad news?
Kötü haberi ne yumuşatır, biliyor musun?
Your skin softens, you grow breasts
Cildin yumuşuyor göğüslerin büyüyor
Soften when they see a family gathering. Even the toughest men like you.
Ailelerin toplandığını görünce yumuşar. Senin gibi sert adamlar bile.
Softened his zeal, he GAVE PERMISSION TO PREACH.
Onun heves yumuşamış, o'' İZİN vaaz VERDİ.
Who else can soften Pharaoh's heart?
Firavunun kalbini başka kim yumuşatabilir… ya da katılaştırabilir?
Who else can soften Pharaoh's heart? Oh, isn't it?
Firavunun kalbini başka kim yumuşatabilir? Değil mi?
Woman is a breeze That softens the heat.
Sıcaklığı azaltır Kadın meltemdir.
That will help soften the blow.
Darbeyi yumuşatmaya yardımcı olacaktır.
I don't know of any other engineering material that can soften or remodel itself that quickly.
Bu kadar çabuk yumuşayabilen veya değişebilen başka bir mühendislik materyali bilmiyorum.
Results: 40, Time: 0.0494

Top dictionary queries

English - Turkish