SOFTEST in Turkish translation

['sɒftist]
['sɒftist]
yumuşak
soft
smooth
tender
gentle
fluffy
softly
squishy
mellow
supple
mild
yumuşacık
soft
fluffy
smooth
softee
squishy
entame
so
swishy
pillowy
yumuşaktır
soft
smooth
tender
gentle
fluffy
softly
squishy
mellow
supple
mild

Examples of using Softest in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
I LIKE THEM ALL SOFT AND SQUISHY.
Yumuşak ve dolgun oluşlarından hoşlanıyorum.
It was a large, lovely garden with soft green grass.
Yeşil, yumuşacık çimenleri olan büyük ve sevimli bir bahçeydi.
OR SHOULD I CALL YOU"SOFT SERVE"?
Yoksa sana'' Yumuşak Servis'' mi demeliyim?
I can feel them. I feel my brother's soft cheek on my shoulder.
Onları hissedebiliyorum. Kardeşimin yumuşacık yanağını omzumda hissediyorum.
YOU WERE SUCH A SOFT KID, I COULDN'T BEAR TO TELL YA.
Çok yumuşak bir kalbin vardı. Ben de söylemeye cesaret edemedim.
Your skin is so smooth and soft, like a baby.
Tenin bir bebeğinki gibi pürüzsüz ve yumuşacık.
I WASN'T SOFT.
Yumuşak kalpli değildim.
But why don't you have soft fur like Hank's?
Ama senin neden Hankinki gibi yumuşacık kürkün yok?
SOFT AND COOL AND DARK.
Yumuşak, serin ve karanlık.
As sweet as balm, as gentle. as soft as air, Oh.
Balsamlar gibi tatlı… hava gibi yumuşacık… bir o kadar şefkatli.
An8}SOFT AND PLUSHY MATTRESSES.
Yumuşak ve peluş yataklar.
SOFT CRAYONS.
Yumuşak kuru boya.
THE GROUND LOOKS SOFT HERE.
Toprak çok yumuşak görünüyor.
YOUR HAIR IS SO SOFT!
Saçların çok yumuşak!
NO SOFT CHEESES OF ANY KIND.
Herhangi bir tür yumuşak peynir yok.
ALL RIGHT, YOU SOFT PRETZELS!
Pekâlâ, sizi yumuşak krakerler!
BY 1980, THIS WILL HAVE RISEN UP TO 200,000 ACRES OF SOFT WOODS.
Bu artarak 1980de 200.000 hektar yumuşak ormana çıkacak.
THAT'S TOO SOFT FOR CARVING.
Bu oyma için çok yumuşak.
Is it really so surprising that decades of soft living have neutered our enemies?
On yıllar süren uysal yaşamın düşmanımızı kısırlaştırması bu kadar şaşırtıcı mı?
I thought she was soft like Ben.
Saf olduğunu sanardım oğlun gibi.
Results: 100, Time: 0.0695

Top dictionary queries

English - Turkish