SPILLS in Turkish translation

[spilz]
[spilz]
sızıntıları
leak
spill
breach
leakage
seepage
ooze
dökecek
shed
to put into
spilling
pouring
we do is sprinkle
dökülen
spilled
falling
pouring
was shed
flows
coming out
dökülür
spill
fall
poured
flows
shakes out
dökülme
spill
shedding
loss
pour
döküldü
spilled
fell out
been shed
came out
poured
i lost
dökülecek
spill
will be shed
there will be
will fall out
shall fall
will spew
pours
döküyor
shedding
spilling
pours
is dumping
sızıntılar
leak
spill
breach
leakage
seepage
ooze
üstüne dökülür

Examples of using Spills in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Making it up. Oil spills, heavy metals, waste.
Ağır metaller, atıklar… Petrol sızıntıları, Hazırlanıyor.
Feeding? Spills and accidents?
Beslemek, tamamdır. Dökülme ve kazalar,?
Soup spills all the time.
Çorba hep dökülür.
Coffee spills.
Kahve döküldü.
I work for the Nuclear Regulatory Commission but accidents and spills aren't my field.
Nükleer Denetim Kurulunda çalışıyorum ama kazalar ve sızıntılar benim alanım değil.
Spills and accidents? Check. Feeding?
Beslemek, tamamdır. Dökülme ve kazalar,?
It's all good. Soup spills all the time.
Sorun değil. Çorba hep dökülür.
But accidents and sPills aren't my field.
Nükleer Denetim Kurulunda çalışıyorum… ama kazalar ve sızıntılar benim alanım değil.
Not chemical spills and headless torsos. Fluff gets you to the anchor chair.
Hava cıva yapa yapa spiker koltuğuna oturursun… kimyasal sızıntılar ve başsız gövdelerle uğraşmazsın.
Fluff gets you to the anchor chair, not chemical spills and headless torsos.
Hava cıva yapa yapa spiker koltuğuna oturursun… kimyasal sızıntılar ve başsız gövdelerle uğraşmazsın.
My mom spills her coffee. My dad helps her clean it up.
Annem kahvesini dökmüş, babam da temizlemesine yardımcı olmuş.
It is worse than 50 Exxon Valdez spills.
Exxon Valdez* sızıntısından beter bir şey olacak!
Use it to clean up oil spills, but it also gobbles up toluene.
Petrol sızıntısını toplamak için kullanılır ama aynı zamanda tolüeni de silip süpürür.
Industrial waste, oil spills, and the like.
Endüstriyel atık, petrol sızıntısı ve benzeri şeyleri temizlemek için… mükemmeldir.
Oil spills can have devastating effects.
Petrol sızıntısının etkileri önemli ölçüde harap edici olabilmektedir.
Tony spills food on himself all the time.
Tony her seferinde yemekleri üzerine döker.
How many oil spills can we endure?
Daha kaç petrol sızıntısına dayanabiliriz?
He who observes spills no less blood than he who inflicts the blow.
Gözlemleyen kişi, darbeyi vuran… kişiden daha az kan dökmez.
eats everything and spills coffee everywhere.
heryere kahve dökecek.
If something spills, I want to be here.
Eğer bir şey dökülürse, burada olmak istiyorum.
Results: 112, Time: 0.0904

Top dictionary queries

English - Turkish