SQUAW in Turkish translation

[skwɔː]
[skwɔː]
squaw
kızılderili
indian
injun
native american
redskin
lndian
squaw
cherokee
kadın
woman
female
lady
girl
kadını
women
qadi
kadi
yerli
native
local
domestic
indian
indigenous
aboriginal
resident
bir eş
wife
husband
partner
mate
match
spouse
companion
bride
companionship
kız
girl
daughter
sisters
lady
female
chick
gal
kızılderiliyi
indian
injun
native american
redskin
lndian
squaw
cherokee

Examples of using Squaw in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
and I bore him for you, like a squaw.
sana oğul verdim. Bir eş gibi.
Let's go find that sassy squaw and eat her from the inside out.
Şu küstah kızılderiliyi bulalım ve içini dışını yiyelim.
Ha. Squaw bracelet. Bracelet?
Ha, kadın bileziği. Bilezik mi?
What do you take for the squaw?
Bu kız için ne istiyorsun?
I'm the director of the Squaw Lake Bible Camp.
Squaw Gölü İzci Kampı müdürüyüm.
All right. I was with a girl once, wasn't a squaw.
Bir kere bir kızla birlikte oldum, Kızılderili değildi. Pekala.
Hey, Dick, is it true you diddled a squaw?
Hey, Dick, bir Kızılderiliyi becerdiğin doğru mu?
For a squaw? why?
Neden? Kadın için mi?
One and a half million birds, stopping to refuel in Squaw Creek, Missouri.
Bir buçuk milyon kuş yiyecek ikmali için Missourideki Squaw Koyunda mola verir.
Hey, Dick, is it true you diddled a squaw?
Hey, Dick, bir Kızılderiliyi tokmakladığın doğru mu?
Why? For a squaw?
Neden? Kadın için mi?
She's just left for Squaw Valley with her very rich, very old boyfriend Gil.
Çok zengin ve çok yaşlı erkek arkadaşı Gil ile Squaw Valleye gitti.
Come, squaw. Squaw? Go?
Gitmek. Gel, Squaw. Squaw?
Brave never help squaw.
Savaşçı, kadına yardım etmez.
White squaw smoke?
Beyaz kadınlar tüttürür mü?
I am Big Eagle's squaw and that makes me an Indian at heart.
Koca Kartalın kadınıyım, bu da beni kalben bir Kızılderili yapıyor.
Don't want this squaw to die. Get down here fast, redskin, if you.
Bu kadının ölmesini istemiyorsan, buraya gel seni kırmızı derili pislik.
Gonna make some squaw happy tonight?
Bu gece bazı yerliler mutlu mu olacak,?
He's saying that I'm your squaw.
Benim senin kadının olduğumu söylüyor.
So he married a Comanche squaw.
Demek bir Komançi yerlisiyle evlenmiş.
Results: 102, Time: 0.067

Top dictionary queries

English - Turkish