STABBED in Turkish translation

[stæbd]
[stæbd]
bıçakladı
stab
like a knife
sapladı
sticking
stabbing
stabbing you
saplanan
turn
goes
bıçaklanmış mı
a knife
the blade
hançerledi
bıçakladım
stab
like a knife
bıçaklamış
stab
like a knife
bıçakladın
stab
like a knife
saplamış
sticking
stabbing
stabbing you
sapladım
sticking
stabbing
stabbing you

Examples of using Stabbed in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Well, you stabbed your ex-husband in the ass with a steak knife.
Götünden bıçakladın. Eee, sen eski kocanı.
Someone stabbed him with his own sign.
Birisi ona kendi tabelasını saplamış.
That's when I grabbed the knife and stabbed him.
O zaman bıçağı alıp ona sapladım.
I broke a sacred oath and stabbed my king in the back.
Kutsal bir yemini çiğnedim ve kralımı sırtından bıçakladım.
Me. Who stabbed Bowers with a knife he pulled out of his own face?
Kendi suratındaki bıçağı Bowersa kim sapladı? Ben?
But he must have been dead already. They don't know why the killer stabbed him as well.
Katil neden bıçaklamış bilmiyorlar ama zaten ölüymüş o zaman.
I did everything for you and you stabbed me in the back.
Senin için her şeyi yaptım ve sen beni arkamdan bıçakladın.
Stabbed a kid in the face with a pencil.
Bir çocuğun yüzüne kalem saplamış.
I picked up the knife and stabbed him.
Bıçağı aldım ve ona sapladım.
I have double-Crossed, blackmailed, back stabbed, And lied gloriously.
Kazıkladım, şantaj yaptım insanları arkadan bıçakladım ve yalan söyledim.
He pulled out of his own face? Me. Who stabbed Bowers with a knife.
Kendi suratındaki bıçağı Bowersa kim sapladı? Ben.
Had nowhere to run and threatened suicide A meat skewers cook stabbed someone.
Kuzu şiş aşçısı birini bıçaklamış… kaçacak yeri kalmayınca da intiharla tehdit etti.
Keung knew something's wrong after one sip. He pulled a knife and stabbed Wong.
Keung ilk yudumdan sonra durumu anlamış ve bıçağını çektiği gibi Wonga saplamış.
You locked me in a cage, stabbed me with a spear threatened to eat me.
Beni kafese tıktın, o mızrakla beni bıçakladın. Beni yemeye çalıştın.
And lied gloriously I have double-Crossed, blackmailed, back stabbed.
Kazıkladım, şantaj yaptım insanları arkadan bıçakladım… ve yalan söyledim.
Stabbed Jodee Thompson with some scissors.
Jodee Thompsona makas sapladım.
He pulled out of his own face? Who stabbed Bowers with a knife Me.
Kendi yüzünden çıkardığı bıçağı Bowersa kim sapladı? Ben.
Victim's father snuck a knife through security and stabbed the defendant.
Bıçak sokmuş ve zanlıyı bıçaklamış. Kurbanın babası içeri güvenlikten gizli.
Stabbed her with a bottle.
Adam ona bir şişe saplamış.
You stabbed someone?
Birini mi bıçakladın?
Results: 1186, Time: 0.0432

Top dictionary queries

English - Turkish