STARTED YELLING in Turkish translation

['stɑːtid 'jeliŋ]
['stɑːtid 'jeliŋ]
bağırıp çağırmaya başladı
bağırmaya başladık
bağırmaya başladılar

Examples of using Started yelling in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
An out-of-town woman stopped by the diner yesterday afternoon and started yelling and cussing because they didn't have her favourite cigarettes at the vending machine.
Kasaba dışından bir kadın, dün öğleden sonra restoranda durdu ve bağırıp çağırmaya başladı. Sırf sigara makinesinde en sevdiği sigaradan yok diye.
So I took them, and Mandy started yelling, and she pushed me and grabbed the drugs
Onları aldım, ve Mandy bağırmaya başladı, Beni ittirdi
The alarm went off, Santi jumped on the counter and started yelling, then Juanjo went crazy.
Alarm çaldı, Santi tezgahın üstüne çıktı, bağırmaya başladı. Sonra Juanjo çıldırdı.
And we both just started yelling, Heath stood there,
İkimiz de bağırmaya başladık, Heath orada durup,
Lieutenant got boozed up and started yelling that he will do a blood test when the child is born.
Teğmen kafayı bulup, çocuk doğunca kan tahlili yaptıracağım diye bağırmaya başladı.
The minute you walked out, she freaked and started yelling that she wasn't ready to be a mother.
Çıktığın anda delirdi ve… anne olmaya hazır değilim diye bağırmaya başladı.
Everything was fine at first, but when she saw Sarah, she got in her face and started yelling,"You ruined everything.
Başta her şey yolundaydı. Ama Sarahyı görünce karşısına geçip bağırmaya başladı.'' Her şeyi mahvettin.
But you started yelling out windows and writing on stationery, and you got me
Ama sen pencereden bağırmaya başladın mektup yazdın
Yes! When Gayle came into that coffee shop and started yelling, she was so uninhibited.
Bağırmaya başladığında, o kadar sınırsızdı ki. Evet! Gayle kahve dükkanına gelip.
Mr. Adeyemi confronted Esme at a café a few weeks ago, started yelling; He had a pocket knife on him.
Bay Adeyemi, birkaç hafta önce Esmeyle bir kafede karşılaşmış ve bağırmaya başlamış.
and when he started yelling, I just wanted to go home.
O da bağırmaya başlayınca eve gitmek istedim.
After she was finished walking us through an arrest, she caught Rachel in the hallway and started yelling some version of,"leave my husband alone.
Bizim için bir tutuklama işini bitirdikten sonra, koridorda Rachelı yakalayıp'' kocamı rahat bırak'' ın bir başka versiyonunu haykırmaya başladı.
I was about to put it on, and then everyone started yelling and someone was trying to pass me,
Tam yüzüğü takmak üzereyken herkes bağırmaya başladı ve biri beni geçmeye çalışıyordu,
Okay, the other day, I accidentally took a case of soda from the supermarket and the security guard started yelling at me, and at first I was like,"No," but then I was like,"Yes,
Tamam, geçen gün yanlışlıkla marketten bir paket soda çaldım ve güvenlik görevlisi bana bağırmaya başladı. Ve ilk başta,
All of a sudden she jumps up and starts yelling rape!
Sonra ayağa fırladı ve bağırmaya başladı…'' Tecavüz ediyorlar!
Two in the morning, Puff calls me and starts yelling over the phone.
Puff beni aradı ve telefonda bağırmaya başladı. Gecenin ikisinde.
Puff calls me and starts yelling over the phone. Two in the morning.
Puff beni aradı ve telefonda bağırmaya başladı. Gecenin ikisinde.
These guys start yelling.
Adamlar bağrışmaya başlamış.
That house is so far off the road, if he starts yelling, nobody will hear.
Ev yola çok uzak, bağırmaya başlarsa bile kimse duymaz onu.
Start yelling, you!
Haykırmaya başla ulan!
Results: 53, Time: 0.0378

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish