YELLING in Turkish translation

['jeliŋ]
['jeliŋ]
bağırmayı
shout
yell
scream
cry
holler
bellow
bağıran
screaming
yelling
shouting
yellin
cried
shrieking
bağırarak
screaming
shouting
yelling
loud
crying
loudly
call out
bağırıp
screaming
shouting
yelling
and
hollering
diye bağıran
yelling
screaming
to shout
yellin
bağırıp çağırmaya
yelling
haykırmaya
to scream
to shout
yell
to cry out
to bawl
bağırmaya
shout
yell
scream
cry
holler
bellow
bağırmak
shout
yell
scream
cry
holler
bellow
bağırma
shout
yell
scream
cry
holler
bellow
bağrışma
bağrışmayı
bağrışmaları

Examples of using Yelling in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Started yelling.
Bağırıp çağırmaya başladı.
Stop yelling in Spanish, please.
İspanyolca bağırıp durma lütfen.
I mean, all the yelling and screaming and bickering.
Tüm bu bağrışmalar, çığlıklar, atışmalar.
Screaming and yelling, acting like a lunatic.
Çığlık atarak, bağırarak, bir çılgın gibi davranıyordunuz.
This chamber is soundproofed and airtight. You have to stop yelling.
Bağırmayı kes. Bu oda ses ve hava geçirmez.
I was the one yelling"Thief!
Bendim o'' Hırsız!'' diye bağıran.
Why do you keep yelling that?
Niye bunu bağırıp duruyorsun?
Yelling from the hotel balcony? Can I ask who the woman was earlier today?
Otel balkonundan bağıran kadının kim olduğunu sorabilir miyim?
I mean, all the yelling and screaming and bickering.
Tüm bu bağrışmalar, çığlıklar, sürtüşmeler.
Stick your head out of the window and keep yelling.
Ve bağırıp çağırmaya devam edin: Kafanızı pencereden dışarı çıkartın.
We're not gonna get anywhere yelling at each other!
Birbirimize bağırarak bir yere varamayız!
You have to stop yelling. This chamber is soundproofed and airtight.
Bağırmayı kes. Bu oda ses ve hava geçirmez.
When I saw this, I started yelling.
Bunu gördüğümde haykırmaya başladım.
That was me yelling"thief!
Polisten kurtulman için hırsız diye bağıran bendim!
Every heist, he's got to start yelling my name.
Bağırmaya başlaması lazım. Her hırsızlıkta adımı.
Is a little more coaching and a little less yelling. What you need to start doing.
Artık daha az bağırıp daha çok koçluk yapmaya başlaman gerekiyor.
Excuse me. There's a very strange woman downstairs in the archives, yelling.
Aşağı katta arşivden bağıran çok garip bir kadın var. Affedersiniz.
We heard yelling.
Bağrışmalar duyduk.
Do you think a terrorist moves around yelling.
Siz bir terörist etrafta bağırarak, belinde bombalarla dolaşır mı sanıyorsunuz?
Turn the lights off and stop yelling, or he will never fall sleep.
Işıkları kapatıp bağırmayı kes yoksa çocuk hiç uyuyamaz.
Results: 1019, Time: 0.0842

Top dictionary queries

English - Turkish