STRANGELY in Turkish translation

['streindʒli]
['streindʒli]
garip
weird
strange
odd
funny
awkward
bizarre
unusual
freaky
peculiar
creepy
tuhaf
weird
strange
funny
odd
bizarre
awkward
peculiar
unusual
curious
creepy
tuhaf tuhaf
funny
weird
strange
odd
ilginç biçimde
tuhaftır
weird
strange
funny
odd
bizarre
awkward
peculiar
unusual
curious
creepy
gariptir
weird
strange
odd
funny
awkward
bizarre
unusual
freaky
peculiar
creepy
tuhafça
weird
strange
funny
odd
bizarre
awkward
peculiar
unusual
curious
creepy

Examples of using Strangely in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
There was something about him which was strangely familiar.
Onda garip bir biçimde tanıdık gelen bir şey vardı.
Sounds strangely fun and easy to beat.
Kulağa tuhafça komik ve dövmesi kolay gibi geliyor.
Strangely, the Treasury wants its money back.
Gariptir, Hazine parasını geri istiyor.
Strangely, I have hope.
Tuhaftır ki, hala umudum var.
It's strangely satisfying, isn't it? And a pleasure?
Garip bir biçimde tatmin edici. Değil mi?
Strangely, you have more time left than anyone.
Tuhaftır ki senin herkesten daha fazla zamanın kaldı.
Strangely, no.
Gariptir, hayır.
Strangely attractive. Times when I find you.
Tuhafça çekici Seni şey bulduğum.
It's strangely satisfying, isn't it?
Garip bir biçimde tatmin edici. Değil mi?
Strangely attractive"? What do you mean?
Tuhafça çekici ne demek?
People here are strangely accustomed to being compensated.
Buradaki insanlar, tuhaftır ki, karşılık olmadan hiçbir şey yapmamaya alışkındırlar.
But even though I have lost, I feel strangely refreshed.
Ama gariptir, kaybetmiş bile olsak ferahlamış hissediyorum.
Strangely, that person just walked away refusing any compensation.
Garip bir biçimde, sadece bu kişi tüm tazminat önerileri reddetti.
What's strangely attractive?
Tuhafça çekici? Ne demek istiyorsun?
Strangely, our world only consists of darkness.
Tuhaftır ki bizim dünyamıza sadece karanlık hakim.
I was strangely calm as I waited to meet the woman Derek dated before me.
Gariptir, Derekin benden önce çıktığı kadını beklerken sakindim.
They seemed like mirror images of one another, strangely distorted.
Aynada bir birlerinin garip bir biçimde çarpıtılmış yansıması gibiydiler.
Times when I find you… strangely attractive.
Tuhafça çekici Seni şey bulduğum.
But, strangely, I keep falling for you. Then I should start disliking you.
Ama tuhaftır, yine de senden hoşlanıyorum. Aslında senden uzaklaşmam lazım.
Strangely none of those firearms were seized by you during the arrest.
Gariptir ki, tutuklama sırasında o silahların hiçbirine el koymamışsın.
Results: 786, Time: 0.0468

Top dictionary queries

English - Turkish