SULLY in Turkish translation

['sʌli]
['sʌli]
sully
sulley
kirletmelerine
dirty
to contaminate
to defile
to sully
to soil
lekelemek
tarnished
to sully
ruined
to dishonor
than dishonour
to smear
sulley
sully

Examples of using Sully in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Are you saying that Captain Sully wasn't a hero?
Kaptan Sullynin kahraman olmadığını mı söylüyorsun?
You hired us to help you find Sully!
Sullyi bulmanda sana yardım edelim diye bizi tuttun!
Sully, Jeff's right.
Sul, Jeff haklı.
Sully or Glenn?
Sully mi Glenn mi?.
Sully is in trouble,
Sullynin başı dertte.
So you're supposed to meet Sully here, aren't you?
Sullyle burada buluşacaktınız, değil mi?
Mel, I gotta call Sully.
Mel, Sullyyi aramam lazım.
We're looking for another cop, someone Sully knew and trusted.
Sullynin tanıdığı ve güvendiği başka bir polis arıyoruz.
We found a murder weapon and some fingerprints near the body of Melinda Sully, the third victim.
Kurban Melinda Sullynin yanında Cinayet silahını ve parmak izini bulduk.
I also know that Mickey Donovan was on the docks the night Sully was killed.
Ayrıca Sullynin öldüğü gece Mickey Donovanın da iskelede olduğunu biliyorum.
Paid Sully 2 million dollars to have you killed.
Seni öldürtmek için Sullyye 2 milyon dolar verdi.
We find somebody half as good as Sully, we are in business.
Sullynin yarısı kadar iyi birisi bulsak bu işi kopartırız.
But, Jimmy, I told you to get somebody like Sully.
Fakat Jimmy sana Sullye benzeyen getirmeni söylemiştim.
You hired us to find Sully.
Sullyyi bulmana yardım edelim diye tuttun bizi.
Look, you asked Sully if he would change, knowing what he's done.
Sullye yaptigin seyi bilseydin degisir miydin diye sordun.
Why didn't he just arrest Sully instead of shooting him?
Sullyi tutuklamak yerine niye onu vurdu?
Special Agent Barnes took down Sully and he saved Mr. Donovan's life.
Özel Ajan Barnes, Sullyyi vurdu ve Bay Donovanın hayatını kurtardı.
Another Sully Sullenberger situation.
Başka bir Sully Sullenberger durumu.
Have to go meet Sully.
Sullyyle randevum var.
It's not like Sully was a good friend of mine or anything.
Bunun Sullyin en iyi arkadaşım olması ya da başka bir şeyle alakası yok.
Results: 817, Time: 0.0518

Top dictionary queries

English - Turkish