TICKLING in Turkish translation

['tikliŋ]
['tikliŋ]
gıdıklanıyorum
tickle
are ticklish
gıdıklamayı
tickle
gıdıklanıyor
tickle
are ticklish
gıdıklanma
tickle
are ticklish

Examples of using Tickling in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
The warm, salty air tickling your naked skin.
Sıcak, tuzlu hava çıplak teninizi gıdıklıyor.
Quit tickling me! Stop it!
Gıdıklamayı bırak! Kes şunu!
The doorway. No tickling!
Gıdıklamak yok! Kapı!
Burning inside me, tickling my loins. The twirling forces of fate and destiny.
Kaderin kıpır kıpır gücü içimi yakıyor ve beni gıdıklıyor.
Stop tickling your sister.
Kardeşini gıdıklamayı bırak.
No tickling! You are pretty.
Gıdıklamak yok! Güzelsin.
The twirling forces of fate and destiny burning inside me, tickling my loins.
Kaderin kıpır kıpır gücü içimi yakıyor ve beni gıdıklıyor.
Knock off the tickling and work that shit.
Gıdıklamayı kes de işe koyul.
Hey, no tickling.
Hey, gıdıklamak yok.
Who's that tickling my feet?
Ayağımı kim gıdıklıyor?
But no tickling the ivories.
Ama tuşları gıdıklamak yok.
Mr. Bhoothnath… Stop tickling me!
Bay Bhoothnath… beni gıdıklamayı kes!
Michael, that's what we call tickling the dragon's tail.
Michael, buna ejderhanın kuyruğunu gıdıklamak deriz.
Dad, stop tickling my feet.
Baba, ayağımı gıdıklamayı kes.
I want the ketchup fights and the tickling and the giggling.
Yastık kavgası istiyorum. Gıdıklamak ve kıkırdamak istiyorum.
To state the obvious, they both really enjoy tickling.
Kesin olan şey, ikisi de gıdıklamayı oldukça çok seviyor.
Tickling somebody until they scream"mother is not really part of the vows.
Bu vaatlerden biri değildir. Anne'' diye bağırıncaya kadar birini gıdıklamak.
Stop tickling me! See?
Görüyor musun?- Beni gıdıklamayı kes!
Tickling the dragon's tail. Michael, that's what we call.
Michael, buna ejderhanın kuyruğunu gıdıklamak deriz.
Will, stop tickling me.
Will, beni gıdıklamayı bırak.
Results: 186, Time: 0.042

Top dictionary queries

English - Turkish