TRACKING DOWN in Turkish translation

['trækiŋ daʊn]
['trækiŋ daʊn]
izlemeyi
watch
to see
follow
to monitor
to observe
to trace
track
takip etmekten
to follow
to track
to pursue
to monitor
to trace
chasing
stalking
pursuit
watch
to keep tabs
izini
sign
trace
mark
trail
prints
tracks
scar
footprints
impression
signature
bulmak için
to find
to get
to locate
to figure out
to track
to discover
searching for
izini sürmek için
to track
to trace
izlemeye
watch
to see
follow
to monitor
to observe
to trace
track
takip etmeye
to follow
to track
to pursue
to monitor
to trace
chasing
stalking
pursuit
watch
to keep tabs

Examples of using Tracking down in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Could take a while. And tracking down Cristina's sister.
Cristinanın kardeşinin izini sürmek zaman alabilir.
Tracking down revenants can wait till morning.
Hortlakların peşine düşmek sabaha kadar bekleyebilir.
Tracking down the IP address will not get us to the killer.
IP adresini izleyerek katile ulaşamayız.
I could use your help tracking down a potential lead Kara helped me come up with.
Karanın bulmama yardım ettiği potansiyel bir kanıt için yardımın işe yarayabilir.
If you want any help tracking down Jonah, I'm ready.
Ama Jonahı yakalamak için yardım etmemi isterseniz;… buna hazırım.
We're spending a lot of time tracking down witnesses.
Tanıkların izini sürerek çok vakit harcıyoruz.
Cause it's easier than tracking down real criminals?
Çünkü gerçek suçluları yakalamaktan daha kolay diye mi?
But if you want any help tracking down Jonah I'm ready.
Ama Jonahı yakalamak için yardım etmemi isterseniz; buna hazırım.
They need some help tracking down addresses.
Adresleri araştırmak için yardıma ihtiyaçları var.
We are supposed to be tracking down Lukas.
Lukası takip ediyor olmamız gerekiyor.
I travel the world tracking down rare and beautiful weapons.
Nadir ve güzel silahların peşinden dünyayı dolaştım.
He's out with the posse tracking down that poor boy.
Ekibiyle birlikte şu zavallı çocuğu takip ediyor.
You know, tracking down long-lost clone children takes time.
Uzun zamandır kayıp olan klon çocukları bulmak zaman alır, bilirsin.
But you are amazing, tracking down a suspect on pure instinct.
Ama şaşırtıcısın, saf içgüdüyle bir şüphelinin peşine düşüyorsun.
After that, it was simply a matter of tracking down the killer.
Bundan sonrası sadece katilin izini sürmekten ibaretti.
Hey, listen, Aceveda's got us tracking down these stolen chairs.
Hey. Aceveda bizi çalınmış sandalyelerin peşine koydu.
It was fun spending time with you and tracking down that woman.
Seninle vakit geçirmek ve o kadının izini sürmek eğlenceliydi.
And tracking down that woman. It was fun spending time with you.
Seninle vakit geçirmek ve o kadının izini sürmek eğlenceliydi.
I have spent most of my adult life tracking down people.
Hayatımın büyük bir bölümünü insanların izini sürerek geçirdim.
I have spent most of my adult life tracking down people.
Hayatımın çoğunu insanların izini sürerek geçirdim.
Results: 97, Time: 0.0731

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish