TWINKLE in Turkish translation

['twiŋkl]
['twiŋkl]
twinkle
pırıltı
sparkle
twinkle
glitter
gleam in
the shining's
twinky
parıltı
glow
glitter
sparkle
shimmer
flash
glint
gleam
twinkle
glimmer
light
parılda
to shine
to sparkle
parlak
bright
shiny
brilliant
sparkly
luminous
glossy
radiant
glorious
glowy
glitter
parla
to shine
's sunlighting
ışıltı
sparkle
glow
gleam
twinkle
light
glint
a flash
glitter
pırıldayan
parıldayan
to shine
to sparkle
pırıltıyı
sparkle
twinkle
glitter
gleam in
the shining's
twinky
parıltılı
glow
glitter
sparkle
shimmer
flash
glint
gleam
twinkle
glimmer
light
parıldıyor
to shine
to sparkle

Examples of using Twinkle in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
They were all on the list that Twinkle Toes gave me.
Bu adresler Twinkle Toesun bana verdiği listedeydi.
Time to change. Twinkle.
Pırıltı. Üstünü değiştirelim.
Where's that twinkle you talked about?
O bahsettiğiniz ışıltı nerede?
Okay, then you shine your little light twinkle, twinkle all the night.
Tamam. Sen, kendi ışığını gösterirsin. Parılda, parılda tüm gece boyunca.
You weren't even a twinkle in your papa's eye.
Sen daha babanın gözünde parıltı bile değilken.
Because of that smile, that confidence, that twinkle in his eye.
O gülümsemeden, gözlerinde parıldayan o güven hissinden dolayı.
Mr Cust, the manager of Twinkle Toes has never heard of you.
Bay Cust, Twinkle Toesun müdürü adınızı hiç duymamış.
Twinkle, come to Daddy.
Pırıltı, babaya gel.
And then he beat my ass with a twinkle light.
Ve sonra parlak ışıkla kıçıma vurdu.
Yes, yes, twinkle, twinkle, little star.
Evet, parla parla küçük yıldız.
Yes, I do. Do you know Twinkle, Twinkle, Little Star?
Evet, biliyorum. Parılda, parılda küçük yıldız?
And nothing says serious like a small town slow dance under twinkle lights.
Hiçbir şey, küçük bir kasabada parıldayan ışıklar altında edilen… dans kadar ciddi değildir.
Yes, and I just found Twinkle.
Evet, Pırıltıyı da buldum.
Last time you played Twinkle, Twinkle, Little Star, it sounded pretty good.
En son Twinkle, Twinkle, Little Star oynadığınızda oldukça iyi geliyordu.
They weren't even a twinkle in the grandma bunny's eyes.
Büyükbaba tavşanın gözlerinin içinde pırıltı bile yokmuş.
What about you, twinkle toes?
Sen ne istersin, parlak tırnaklı?
We will never see another star twinkle again. Now that we have escaped Earth's atmosphere.
Bir daha artık parıldayan yıldızlar göremeyeceğiz. Dünya atmosferinden ayrıldığımıza göre.
I just saw Twinkle running up the hill.
Pırıltıyı gördüm, koşarak yukarı çıktı.
The twinkle lights were breathtaking.
Parıltılı ışıklar nefes kesici.
It sounded pretty good. Last time you played Twinkle, Twinkle, Little Star.
En son Twinkle, Twinkle, Little Star oynadığınızda oldukça iyi geliyordu.
Results: 168, Time: 0.0688

Top dictionary queries

English - Turkish