UNCOMMON in Turkish translation

[ʌn'kɒmən]
[ʌn'kɒmən]
nadir
rare
rarely
uncommon
seldom
nader
scarce
rarities
sıradışı
unusual
extraordinary
out of the ordinary
exceptional
unconventional
odd
outstanding
extreme
uncommon
unorthodox
olağandışı
unusual
extraordinary
out of the ordinary
uncommon
offbeat
esoteric
yaygın
common
widespread
widely
popular
pervasive
prevalent
extensive
rampant
diffuse
mainstream
normal
regular
ordinary
natural
usual
just
average
typical
standard
alışılmadık bir şey
anything unusual
uncommon
sık görülen
nadir görülen bir şey
olağandışı bir durum
pek rastlanır

Examples of using Uncommon in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
It's not uncommon.
You have to be uncommon.
Siz, sıradışı olmak zorundasınız.
It wouldn't be that uncommon after a trauma, after that much blood loss?
Travma sonrasında bunun olması normal. Bu kadar kan kaybından sonra?
It's not uncommon, but you can die from it.
Çok nadir olsada, öldürücü bir hastalıktır.
I already told you that electrical stimulators are not uncommon.
Size zaten elektrik uyarıcıların çok yaygın olmadığını söylemiştim.
That wasn't uncommon.
Not uncommon during the war. it's a phenomenon which was.
Savaş sırasında sık görülen bir durumdu.
What?- It's not uncommon.
Olağandışı bir şey değil bu.- Ne?
Remember how I said that my type of SCID was uncommon?
Hani bendeki AKİYnin sıra dışı olduğunu söylemiştim ya?
It's not uncommon at all. A pup.
Bir yavruyu. Olağan dışı bir şey değil.
It is not uncommon for people to wear diapers under dry suits.
İnsanların kuru kıyafetler altında çocuk bezi giymesi nadir değildir.
He was a very uncommon man.
Kendisi çok sıradışı biriydi.
Private finance is not that uncommon nowadays.
Özel finans bu günlerde o kadar yaygın değil.
This isn't uncommon.
Bu, normal değil.
It's not that uncommon.
Nadir görülen bir şey değil ki.
That's not uncommon.
Bu alışılmadık bir şey değil.
It's not uncommon.
Sıra dışı değildir.
It is not uncommon, Major, for clerics to live apart from the community.
Bu olağandışı değil Binbaşı, rahibelerin toplumdan ayrı yerde yaşamaları.
Unfortunately, it's not that uncommon.
Maalesef, o kadar da olağan dışı değil.
leaf remnants, uncommon to the area.
yaprak kalıntıları, nadir yerlerde bulunurlar.
Results: 218, Time: 0.063

Top dictionary queries

English - Turkish