VERBALLY in Turkish translation

['v3ːbəli]
['v3ːbəli]
sözle
promise
word
say
mention
speak
covenant
swear
pledge
phrase
talking
sözel
verbal
linguistic
spoken-word
spoken word
in word

Examples of using Verbally in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Please verbally state the nature of your injury.
Lütfen yaranızı sözel olarak ifade edin.
Miss Lee, please answer the question verbally.
Bayan Lee, lütfen soruya şifai cevap verin.
No, verbally vicious.
Hayır, fiilen kötü.
You gave Ted those strings of numbers and letters verbally?
Bekle Tede o harf ve rakamları sözlü olarak mı verdin?
Verbally abused a nun. I messed up the presentation at the kids' school.
Çocukların okulunda sunumu batırdım, bir rahibeyi sözlü taciz ettim.
Verbally assaulted me on numerous occasions. Officer Pietzek, the man in charge of the investigation.
Soruşturmanın başındaki adam birçok kez sozlü olarak bana saldırdı Memur Pietzek.
You can express yourself mentally or verbally. Zetsu.
Zetsu. Kendini fikren veyahut şifahen ifade edebilirsin.
According to this state's veterinarian statute, this animal can't be transferred until the current attending physician verbally confirms their inability to provide adequate care.
Eyalet veteriner yasalarına göre mevcut uzman doktor, sözlü olarak yeterli bakımı sağlayamadığını tasdik etmezse, bu hayvan nakledilemez.
If I'm convincing enough verbally, emotionally, and intellectually,
Eğer sözlü olarak, Nihayet bana inanacaksın ve öz saygın filizlenecek.
Police had to intervene when he was verbally attacked and firecrackers were thrown at his house.
Sözle saldırıya uğradığı ve evine havai fişekler atıldığı zaman polis müdahale etmek zorunda kalmıştı.
Making threats, spreading rumors, attacking someone physically or verbally or excluding someone from a group on purpose.
Tehdit etme, söylenti yayma, birine sözel veya fiziksel saldırma veya birini bilerek bir grubun dışında bırakmak öyledir.
One explanation for this maintains that after developing linguistic skills, memories that were not encoded verbally get lost within the mind.
Bunun bir açıklaması olarak dil becerileri geliştikten sonra sözlü olarak kodlanmayan anıların zihinde kaybolmaya başladığı savunulur.
We usually spend good times together, but the most dangerous situation is when we insult each other verbally.
Genelde birlikte vakit geçirmemize karşın, en tehlikeli durum birbirimize sözle hakaret ettiğimizde ortaya çıkıyor.
If you have to defend it… physically, verbally, spiritually, whatever way you have to defend it.
Eğer onları korumak zorunda kalırsa bunu fiziksel, sözel, spiritüel nasıl gerekiyorsa öyle korumasıdır.
Maybe toughened me up, maybe it made fighters that tried to, to bully me verbally.
Belki beni daha sert biri yaptı, belki bana sözlü olarak sataşmaya çalışan dövüşçülere hazırlamıştır.
Professors at the faculty complain that the student protesters are arrogant and verbally harass classmates trying to listen to lectures.
Fakültedeki öğretim üyeleri, protestocu öğrencilerin küstahça davranmaları ve dersleri dinlemeye çalışan sınıf arkadaşlarını sözle taciz etmelerinden şikayetçiler.
Verbally assaulted me on numerous occasions. Officer Pietzek, the man in charge of the investigation.
Memur Pietzek, bu soruşturmayı yürüten adam… bana çok sayıda sözel saldırıda bulundu.
overdose her on morphine. He was verbally abusive to an elderly patient, But the allegation was.
Yaşlı bir hastaya sözlü olarak küfür ediyordu.
Was he verbally or physically abusing you or leaving you poems on the kitchen counter? while he wasn't rubbing your feet?
Ayaklarını ovmadığı ya da mutfak tezgahına şiir bırakmadığı zamanlarda… sözleriyle ya da fiziksel olarak seni taciz mi ediyordu?
If each one of us asks that question… not verbally or merely intellectually as a mere entertainment.
Hepimiz bu soruyu sorsak… sadece ağzımızla veya aklımızla değil, ya da eğlenmek için değil. Soruyu kendimize cidden
Results: 148, Time: 0.0551

Top dictionary queries

English - Turkish