WAILING in Turkish translation

['weiliŋ]
['weiliŋ]
ağlama
cry
weep
tears
cryin
whining
boo-hoo
inlemesini
moaning
to whimper
feryat
scream
wailing
cry
howl
groan
shrieking
clamor
ağıtçı
lament
requiem
dirge
wailing
iniltili
groan
moaning
sighing
moanin
ağlıyor
cry
weep
tears
cryin
whining
boo-hoo
inleyen
moaning
to whimper
ağıtlarını
lament
requiem
dirge
wailing

Examples of using Wailing in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
The wailing of women. And I can't stand.
Ayrıca kadınların ağıtlarını hiç çekemem.
And he's off! Unleashing all the 471 wailing horsepower.
Ve çıktı. 471 inleyen beygir gücünü.
You dou deadly wailing, tune-screeching women! You robbed your last brain!
Bu çaldığınız son beyindi… sizi feryat figan nota çığıran ölümcül kadınlar!
You robbed your last brain… you deadly wailing tune-screeching women!
Bu çaldığınız son beyindi sizi feryat figan nota çığıran ölümcül kadınlar!
Siren wailing in distance Hey.
Hey mesafe feryat siren.
Tobacco, music, wailing, singing.
Tütün, müzik, feryat, şarkı söylemek.
I'm not here to listen to a wailing old fart!
Buraya bir moruğun ağlamasını dinlemeye gelmedim!
But I don't imagine I would enjoy his constant wailing.
Ama onun sürekli inlemesinden zevk alacağımı sanmam.
Until the sound of my own wailing became… somewhat amusing.
Sonunda kendi inlemelerim komik gelmeye başladı.
Sirens wailing helicopter blades spinning.
Sirenler ağlamak Helikopter bıçakları dönüyor.
Can you hear that wailing?
Bu iniltiyi duyuyor musunuz?
Grown-ass men wailing and crying!
Yetişkin ahmak adamlar inliyor ve ağlıyor!
Wailing and a guy begging for God to kill him.
İnleyen ve Tanrıya kendisini öldürmesi için yalvaran bir adamı.
Please, stop wailing, Miss Svendsen!
Lütfen, inlemeyi kesin, Bayan Svendsen!
Please stop wailing, Mrs Svendsen.
Lütfen, inlemeyi kesin, Bayan Svendsen.
Lord Zash, could you hear the wailing of souls?
Zash-sama, ruhların feryadını duymuyor musunuz?
You hear that wailing outside?
Dışarıdaki ağıtları duyuyor musun?
Wailing on me, no reason.
Beni inlettiler, hiçbir neden yokken.
I mean, it was more like wailing.
Yani, daha çok ağıt gibiydi.
It's because the Rakweed is connected by that' terrible wailing sound.
Çünkü Rakweed o korkunç inleme sesiyle iletişim kuruyor.
Results: 138, Time: 0.0874

Top dictionary queries

English - Turkish