WHILE LIVING in Turkish translation

[wail 'liviŋ]
[wail 'liviŋ]
yaşarken
live
lives in
yasar
survive
yaþar
yaşayan
living
alive
a living
residing
inhabiting
dwell
yaşamımda
life
live
survival
vital
canlıyken
alive
live
vivid
lively
creature
vibrant
life
a living
viable

Examples of using While living in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Kröller-Müller Museum, Otterlo, Netherlands(F422) While living in Nuenen in 1884,
Van Gogh 1884te Nuenende yaşarken altı aylık bir dönemde dokumacıların çizimlerini
also featured stories("Following the Icon" and"The Eclipse", both 1887;"Pavlovsk Sketches" and"In Deserted Places", both 1890) inspired by his travels throughout Volga and Vetluga regions that he had made while living in Nizhny.
Sibirya döngüsünü sürdürdüğü('' At-Davan'','' Marusyanın Arsası'') ve aynı zamanda Nizhnyde yaşarken yaptığı Volga ve Vetluga bölgelerindeki seyahatlerinin ilham verdiği nitelikli öyküleri('' İkonayı Takip Etmek'' ve'' Eclipse'', her ikisi de 1887de'' Pavlovsk Eskizleri'' ve'' Terkedilmiş Yerler'' Her ikisi de 1890) içerir.
This illness kills while living.
Bu hastalık insanı önce yaşarken öldürüyor.
Diablo while living nearby.
İnsana yakın çevrede yaşar.
While living in the vents?
Havalandırma deliğinde yaşarken?
Tom learned French while living in Quebec.
Tom Quebecte yaşarken Fransızca öğrendi.
While living with me, keep your class.
Benimle yaşarken, seviyeni koru.
He contracted malaria while living in the jungle.
Ormanda yaşarken sıtmaya yakalanmış.
He created it while living in my Incubator.
Onu benim kuluçkamda yaşayarak tasarladı.
We became close while living together for 2 years.
Yıl birlikte yaşarken bayağı yakınlaşmıştık.
He was killed while living under an alias in Madrid.
Madridde sahte bir isimle yaşarken öldürüldü.
In 1922, while living in Watts, he joined Scouting.
De Wattsta yaşarken, İzciliğe katıldı.
He was killed while living under an alias in Madrid.
Sahte bir kimlikle Madridde yaşarken öldürülmüş.
In 1922, while living in Watts, he joined Scouting.
De Wattsda yaşarken, İzciliğe katıldı.
While living here. Especially after the inexcusable things you did.
Özellikle de burada yaşarken yaptığın affedilemez onca şeyden sonra.
I got to help people, while living an incredible adventure.
Muhteşem bir macera yaşarken bir yandan da insanlara yardım ettim.
But I! I'm the one who committed sins while living.
Yaşarken günaha giren benim.- Ama ben.
We think that Swift wrote her book while living in apartment 4D.
Swiftin 4D dairesinde yaşarken kitabını yazdığını düşünüyoruz.
Being single while living with the guy seeing your ex?
Yalnızken, eski sevgilinle çıkan adamla yaşamak!
While living in apartment 4D. We think that Swift wrote her book.
Swiftin 4D dairesinde yaşarken kitabını yazdığını düşünüyoruz.
Results: 2247, Time: 0.0635

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish