YOU PAY in Turkish translation

[juː pei]
[juː pei]
ödersin
pay
you can
back
ödeyeceksin
you will pay
you're gonna pay
are you going to pay
would you pay
do you pay
siz ödersiniz
you pay
ödeme
pay
payment
repay
para
money
parayı
money
cash
paid
coin
monetary
dough
ödüyorsun
pay
payment
repay
öde
pay
payment
repay
ödediğin
pay
payment
repay
parasını
money
cash
paid
coin
monetary
dough

Examples of using You pay in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Four men, and you pay half their salary.
Ve maaşlarının yarısını siz ödersiniz. Dört adam.
If you pay him, he lets you go. No.
Yok. Para verirsen gitmene izin verir.
You pay. If you play.
Eğer oyun oynarsan… bedelini ödersin.
and then you pay.
sonra öde. Yaptığını ödeyeceksin.
You pay by the end of the month, understood?
Ayın sonuna kadar öde anladın mı?
Martinez… Carlo, right now you pay 25 percent to SMI.
Martinez… yüzde 25 ödüyorsun. Carlo, şu anda ESMye.
Okay, Norm. You pay, I will pour.
Norman. Sen ödersin, ben de getiririm. Tamam.
Three men, and you pay all their salary.
Maaşlarının tümünü siz ödersiniz. Üç adam.
If you pay.
Parayı verirsen.
You pay. If you play.
Eğer oyununu oynarsan… bedelini ödersin.
You pay before you pump. it's like a gas station.
Benzin istasyonları gibi, para pompalamadan önce.
So you pay my client what you owe her. Well, I'm not Donna.
Ben Donna değilim bu yüzden müvekkilime hak ettiğini ödeyeceksin.
You could have a seat with a cushion on it. Well, you pay the $50.
Doları öde, minderli bir yer alırsın hem de.
You pay Edmund's credit card bills, don't you? I think you have.
Edmundun kredi kartı faturalarını ödüyorsun, değil mi? Sanırım sahipsin.
The day you pay rent, Jackson, I will knock.
Kiranı ödediğin gün, Jackson, kapıyı çalacağım.
You pay. I know.
Sen ödersin.- Biliyorum.
Abrahams wins, you pay, all right?
Abrahams kazanırsa siz ödersiniz, tamam mı?
If you play you pay.
Eğer oyununu oynarsan bedelini ödersin.
I'm checking out now. Not until you pay me.
Taburcu oluyorum. Parayı sökülmeden olmaz.
I'm not Donna, so you pay my client what you owe her.
Ben Donna değilim bu yüzden müvekkilime hak ettiğini ödeyeceksin.
Results: 1359, Time: 0.0592

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish