YOUR WALLETS in Turkish translation

[jɔːr 'wɒlits]
[jɔːr 'wɒlits]
cüzdanlarınızı
wallet
purse
pocketbook
cüzdanlara
wallet
purse
pocketbook
cüzdanlarını
wallet
purse
pocketbook
cüzdanlar
wallet
purse
pocketbook

Examples of using Your wallets in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Get out your wallets, gentlemen.
Cüzdanları çıkarın beyler.
Come on, get your wallets out, let's go, guys.
Cüzdanları çıkarın bakalım, hadi beyler.
You guys need another picture of me for your wallets?
Cüzdanınız için fotoğraf ister misiniz?
Everybody hide your wallets!
Herkes cüzdanını saklasın!
Better hide your wallets.
En iyisi cüzdanını sakla.
And put your wallets on the table.
Cüzdanlarınızı da masaya koyun.
All right, guys, grab your wallets, cause here comes a slow song.
Pekala, arkadaşlar, cüzdanları kollayın… çünkü duygusal bir şarkı geliyor.
Ladies and gentlemen… get ready to open your wallets for a major shift in our festivities.
Bayanlar ve baylar… cüzdanlarınızı açık olsun festivaller için büyük bir değişim.
Then take out your wallets, cash and jewels and toss them here on the table. Come on.
Öyleyse cüzdanlarınızı, nakdinizi ve mücevherlerinizi çıkarıp masanın üstüne koyun.
So… So open your hearts and open your wallets, on putting on that check, add two more,
O yüzden kalplerinizi ve cüzdanlarınızı açın… ve çekinize kaç sıfır koymayı planladıysanız yanına… iki sıfır daha koyun…
Oh, it's you. You left your wallet here.
Cüzdanını burada bırakmışsın. -Oh, sensin.
Just give me your wallet and your Jewelry, won't be no problem.
Şimdi bana hemen cüzdanlarınızı ve mücevherlerinizi, verirseniz sorun çıkmayacak.
Give me your wallet and phone. Previously on Veronica Mars.
Bana cüzdanını ve telefonunu ver. Veronica Marsta daha önce.
Previously on Veronica Mars… Give me your wallet and phone.
Cüzdanını ve telefonunu ver. Veronica Marsın önceki bölümlerinde.
Put up your hands and throw out your wallet.
Ellerinizi kaldırın ve cüzdanlarınızı atın.
Viktor. Your wallet, let me see it.- Yes?
Cüzdanını görmeme müsaade et.- Evet? Viktor?
Viktor. Your wallet, let me see it.- Yes?
Viktor.- Evet? Cüzdanını görmeme müsaade et?
Just watch your wallet.
Gözü senin cüzdanında.
Now your wallet.
Şimdi de cüzdanın.
Isn't that your wallet?
Bu sizin cüzdanınız değil mi?
Results: 50, Time: 0.0388

Word-for-word translation

Top dictionary queries

English - Turkish