ADETA in English translation

almost
neredeyse
hemen hemen
yaklaşık
az daha
sanki
âdeta
nerdeyse
az kalsın
is
ol
çok
işte
ise
olun
just
sadece
az önce
yalnızca
yeni
tıpkı
yeter
tam
hemen
biraz
daha yeni
kind
tür
biraz
nazik
nasıl
kibar
çeşit
tarz
biçim
tip
böyle
virtually
neredeyse
hemen hemen
aslında
sanal olarak
fiilen
tamamen
adeta
hiç
simply
sadece
yalnızca
sırf
tek
kısacası
basitçe
kolayca
kısaca
açıkça
adeta
as
olarak
kadar
sanki
sort of
tür
sayılır
bir çeşit
tarz
bir nevi
tip
bir bakıma
biçim
bir şekilde
kısmen
feel like
sanki
hissediyorum
bir his
gibi hissettiriyor
gibi hisseden
gibi hissediyorum kendimi
was
ol
çok
işte
ise
olun
were
ol
çok
işte
ise
olun

Examples of using Adeta in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Adeta haydut. Bilirsin,
Kind of an outlaw. You know,
Adeta her gece polis ceset topluyor.
Virtually every night, police pick up bodies.
Yani, bu piç, bir ibret örneği olmak için adeta yalvarıyordu.
I mean, this guy's just begging to be made an example of.
Adeta küçük bir labirentti.
A sort of tiny labyrinth.
Adeta ortada olmayan şeyleri arıyorlar Lee?
Digging for things that simply are not there, Lee?
Adeta biri sürekli karıştırıp duruyor. Çok bulanık.
As if someone were constantly stirring them up. Too muddy.
Adeta benim için yazılmışlar. Bu sözler.
These words, I feel like they were written for me.
Bu onlar için adeta bir tatil gibi. Dedikodu avlamak, yaşamları mahvetmek.
This is like a holiday for them, hunting' gossip, destroying' lives.
İnsanlar gerçekte yüksek früktozlu mısır şurubu ile şekerin adeta birbirinin aynısı olduğunu anlamıyorlar.
People don't actually realise that high fructose corn syrup and sugar are virtually identical.
İhtiyar adam için adeta üzüldüm.
I felt kind of sorry for the old gent at that.
Evet! Rüyayı yaşıyoruz adeta, bebeğim!
Just livin' the dream, baby!- Yeah!
Güneş adeta parlıyordu ve sanki bu yeni bir başlangıç gibiydi.
And it was like a new… A new beginning. The sun was shining.
Bay Nolan adeta beni kanatlarının altında aldı.
Mr. Nolan sort of took me under his wing.
Adeta bir tapınağa giriyormuşum hissini veriyorsunuz.
You make me feel as if we're going into a temple.
Araplar adeta bizi satın alıyorlar.
Arabs are simply buying us.
Cildin adeta süt gibi.
Your skin is like milk.
Tüm fırlatma alanı, güvenlik kameralarıyla çevrili olması bunu adeta imkânsız kılıyor.
The surveillance system surrounding the entire launch site makes that virtually impossible.
Hayır ama burada adeta nefes alıyorum.
No, but I feel like I can breathe out here.
Konuşmanız bile aynı adeta.
You even kind of sound alike.
MI6dan öcümü almak için kaşınıyordum adeta.
I was just itching to get my revenge on MI6.
Results: 680, Time: 0.0809

Top dictionary queries

Turkish - English