Examples of using Adeta in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Adeta haydut. Bilirsin,
Adeta her gece polis ceset topluyor.
Yani, bu piç, bir ibret örneği olmak için adeta yalvarıyordu.
Adeta küçük bir labirentti.
Adeta ortada olmayan şeyleri arıyorlar Lee?
Adeta biri sürekli karıştırıp duruyor. Çok bulanık.
Adeta benim için yazılmışlar. Bu sözler.
Bu onlar için adeta bir tatil gibi. Dedikodu avlamak, yaşamları mahvetmek.
İnsanlar gerçekte yüksek früktozlu mısır şurubu ile şekerin adeta birbirinin aynısı olduğunu anlamıyorlar.
İhtiyar adam için adeta üzüldüm.
Evet! Rüyayı yaşıyoruz adeta, bebeğim!
Güneş adeta parlıyordu ve sanki bu yeni bir başlangıç gibiydi.
Bay Nolan adeta beni kanatlarının altında aldı.
Adeta bir tapınağa giriyormuşum hissini veriyorsunuz.
Araplar adeta bizi satın alıyorlar.
Cildin adeta süt gibi.
Tüm fırlatma alanı, güvenlik kameralarıyla çevrili olması bunu adeta imkânsız kılıyor.
Hayır ama burada adeta nefes alıyorum.
Konuşmanız bile aynı adeta.
MI6dan öcümü almak için kaşınıyordum adeta.
