ARZU in English translation

desire
arzu
tutku
istek
şehvet
ister
istiyorsanız
wish
keşke
dilek
ister
arzu
istek
istiyorum
dile
keske
want
ister
istiyorum
lust
şehvet
arzu
sadece
susamak
ihtiras
arzulamak
will
olacak
eder
edecek
olur
gelecek
verecek
yakında
birazdan
olacak mı
hemen
arzu
urge
dürtü
tavsiye
arzusu
isteği
teşvik et
ısrar
çağrısı
teşvik ederim
passion
tutku
ihtiras
hırs
çarkıfelek
şehvet
arzu
aspire
istediğimiz
arzulamamız
heveslenebilirim
heveslileri
arzu
isteyen
appetite
iştah
arzu

Examples of using Arzu in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Arzu diyor, özgürlük diyorlar adına.
They can call that will, freedom.
Serüven için arzu ile doldurulmuşlar gibi, hiç tereddüt etmeden her yeri dolaşıyorlar.
Charged with an appetite for adventure, they take to the land without hesitation.
Arzu edebileceğiniz tüm paraya sahipsiniz.
You already have all the money you could ever want.
Tom Maryyi öpmek için bir arzu hissetti.
Tom felt an urge to kiss Mary.
Peki şimdi ufak bir kahvaltıya ne dersin… benim küçük arzu meyvem?
Now, how about a little fruhstuck, my little passion fruit?
Acı. Nefret. Çılgınlık. Korku. Çirkinlik. Arzu.
Fear, Pain, Lust, Hate, Madness, Ugliness.
Tek ihtiyacınız arzu ve kararlılıktır.
Will and determination., that is all you need.
Ben kulak onu oynuyorum Kendinizi daha arzu yapmak için iki hafta boyunca onu reddetti?
You refused him for two weeks To make yourself more desirable?
Arzu ettiğin itaatse… ona bir büyü yaparız.
If it's obedience that you want, we will put her under a spell.
Senin için aşkın bir arzu olduğunu çok iyi biliyorum.
I know perfectly well that love for you is an appetite.
beni ilk arzu vurmak olmakk!
me get primal urge to smash!
Bir çeşit kabus hatırlıyorum, insan eti için arzu.
I remember some sort of nightmare, a lust for the flesh.
Kar ya da arzu suçu olamaz.
But it cannot be a crime of profit or passion.
Sanırım bu arzu biraz beklemek zorunda.
I guess it will just have to wait.
Eğer arzu ederlerse, siz de onlara birilerini bulabilirsiniz.
If they want likeable women we have that it finds them.
Bu kadını buldum ve her nasılsa bir de arzu var ortada.
I found this woman and somehow there's an appetite.
Ayrıca, farklı etkileşim türlerinin sayısının azaltılması arzu olarak görülmektedir.
Moreover, reducing the number of different interaction types is seen as desirable.
Bir çeşit kabus hatırlıyorum, insan eti için arzu.
A lust for the flesh.- I remember some sort of nightmare.
Evet.'' Wu'', arzu, şevk demek.
Wu means passion, spirit. Yeah.
Benim için o arzu aşağıya düşerken geldi.
For me, the will came on the way down.
Results: 717, Time: 0.0454

Top dictionary queries

Turkish - English