Examples of using Avare in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Avare bir sayfa, gıcırdayan bir kapı,
Avare Ormanı biliyorsun, değil mi? Izzy?
Bak, burada pek avare olmaz. Onlar daha iyi bilir.
Genta bu, şu avare!
Baban gibi avare olma.
Izzy. Avare Ormanı biliyorsun, değil mi?
Mısırlılar avare rahimlerin neden olduğunu düşündü.
Ya evsizler yada avare tipler.
Avare Ormanı biliyorsun, değil mi? Izzy.
mesleği olan sadece avare bir savaşçıyım.
Izzy. Avare Ormanı biliyorsun, değil mi?
Zengin, avare, o dönem için tipik, akıllı, gezmiş görmüş, iyi eğitimli.
Kibirli genç avare.
Bizim avare çocuk nerede?
Ne güzel olurdu benim avare yıldızım.
On tane avare var orada.
Ve Demo avare bir yaşam sürmeyi seçti.
Avare… o ses tonunu kullanmak niye?
Avare pilotların sonuncusu.
Lorenzonun yeniden avare olma zamanı gelmişti.