BAKAN in English translation

minister
bakan
papaz
başkan
vaiz
secretary
bakan
sekreter
müsteşar
sözcüsü
look
göz
bakmak
bakış
görünmek
bakın
dinle
bakin
chancellor
şansölye
başkan
başbakan
rektör
looking
göz
bakmak
bakış
görünmek
bakın
dinle
bakin
overlooking
görmezden
göz ardı
gözden kaçırmamalısın
hoşgörsünler
göz yumduğunu
gözardı
staring
bakmak
bakıp
dik dik
bakış
bakıyorum
gözünü dik
looks
göz
bakmak
bakış
görünmek
bakın
dinle
bakin
ministers
bakan
papaz
başkan
vaiz
looked
göz
bakmak
bakış
görünmek
bakın
dinle
bakin
overlooks
görmezden
göz ardı
gözden kaçırmamalısın
hoşgörsünler
göz yumduğunu
gözardı
overlooked
görmezden
göz ardı
gözden kaçırmamalısın
hoşgörsünler
göz yumduğunu
gözardı

Examples of using Bakan in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Ray bebekleri konusunda sızlanıyorsun ama Hampstead Heathe bakan evini onlar ödediler.
You moan about the Ray dolls but they did buy you a house that overlooks Hampstead Heath.
Evimin arkasındaki dağlarda çok güzel bir manzaraya bakan.
That overlooks a beautiful landscape. In the mountains behind my house, there is a pavilion.
Bu bakan Songun eski yardımcısı Gu Jang-gon efendim.
That's Minister Song's old assistant, Gu Jang-gon.
Bakan seni yemeğe götürmesi için saat 8de bir araba gönderecek.
The Secretary is gonna send a car to pick you up at 8, take you to dinner.
Bakan içerde mi?
Is the Minister inside?
Annemin davasına bakan Henderson bir şeytan tarafından öldürüldü.
Henderson, who was looking into Mom's case, was killed by a demon.
Bu dönem Bakan tarafından bir üç yıl daha uzatılabilir.
This period may be extended by the Minister for up to a further three years.
Bakan gelcek deli deli konuşup başımızı belaya sokacak.
The minister's coming. He will speak nonsense and get us all into trouble.
Bakan tarafindan onayli giris iznim var benim.
I have a permit of access issued by the minister.
Bana bakan bu moruk da kim?
Who is that old fart staring back at me?
Ağacın yapraklarına bakan tırtıllar hakkında bir hikaye.
It's a story about caterpillars looking up at tree leaves.
Bakan, Sırbistanın AB üyeliği yolunda devam etmek için bütün şartları yerine getirdiğini belirtti.
Jeremic says Serbia has met all conditions to continue its path to EU integration.
Nedenlere bakan kim?
Who cares for motives?
Bakan öldü.
The minister's dead.
Mart 2005 yılında Bakan olarak kabineye atandı.
In March 2005 he was appointed to Cabinet as Minister for Works.
Bakan biraz meşgul.
The minister's slightly busy.
Televizyonda doğrudan kameraya bakan ilk kişi bendim.
I was the first person in television to look directly into the camera.
Bakan geliyor.
The minister's coming.
Colin Doyleun dosyasına bakan kişi Mauranın kız kardeşi olduğunu biliyor.
Whoever was looking at Colin Doyle's file knows Maura is his sister.
Aynaya baktığınızda size bakan şişman kişiyi tanıdınız mı?
When you look in the mirror, do you recognize the fat person staring back at you?
Results: 5329, Time: 0.0468

Top dictionary queries

Turkish - English