BEDEL in English translation

price
fiyat
bedel
ücret
ödül
fiyatlar
pahasına
worth
değer
değecek
eder
bedel
layık
değmez mi
dolarlık
kıymetli
cost
mal
pahalı
tutar
maliyeti
bedeli
fiyatı
masrafı
pahasına
patladı
maloldu
toll
ücret
gişe
sayısı
bedeli
paralı
bilançosu
geçiş
zarar
çanları
compensation
tazminat
maaş
bedel
bir ücret
telafisi
karşılığı
ödeme
pay
ödemek
maaş
ücret
para
ankesörlü
parasını

Examples of using Bedel in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Güzel olanlar bir servete bedel.
The nice ones cost a fortune.
Benim kızım milyonlara bedel!
My daughter's worth millions!
Normalde, çağırma tekniğini kullanan kanını bedel eder.
The cost of a regular Summoning Jutsu is that it uses the blood of the caster.
O araba senin on yıllık maaşına bedel.
That car's worth 10 years of your salary.
Fakat bir gün özür dilerim size aşık oldum lafı benim işime bedel olacak.
But some day this"Sorry-l Love you"… will cost me my job.
Genç bir bilim insanı 20 yaşlı politikacıya bedel.
And a young scientist will be worth 20 old politicians.
Bu durumda, bedel senin zamanın.
In this case, the cost is your time.
Genç bir bilim insanı 20 yaşlı politikacıya bedel.
A young scientist will be worth 20 old politicians.
Başkalarının şans gördüğü yerde… ben bedel görürüm.
I see cost. Where others see chance.
Genç bir bilim insanı 20 yaşlı politikacıya bedel.
Is gonna be worth 20 old politicians. And a young scientist.
Daha fazla kayıp… Daha fazla bedel… daha fazla acı göreceğiz.
We face more cost, more loss, and more agony.
Bu araba senin 10 yıllık maaşına bedel!
That car's worth 10 years of your salary!
Genç bir bilim insanı 20 yaşlı politikacıya bedel.
And a young scientist is gonna be worth 20 old politicians.
Tek bir Armstrong, sizin fitilli toplarınızın neredeyse 500 tanesine bedel.
One Armstrong costs as much as 500 of your old matchlocks.
Bakmak için hiçbir bedel yok!
Costs nothing to look!
Neden bedel olarak bir çocuğu aldın?
Why would you take a child as payment?
Ama gerçeğe bedel biçebilir misin ki?
But how can you put a price to the truth?
Bedel varsa nasıl özgürlük olabilir ki?
If there's a price, how is it freedom,?
Böyle bir güç için ödeyeceğin bedel için uyardılar mı seni?
Did they even warn you of the price you would pay for such power?
Bedel senin hayatın mıydı?
Was the cost your life?
Results: 645, Time: 0.0338

Top dictionary queries

Turkish - English