BENCIL in English translation

selfish
bencil
egoist
self-centered
bencil
benmerkezci
ben merkezci
kendini düşünen
hodbin
egoist
self-absorbed
bencil
kendimi düşündüm
kendini beğenmiş
egotistical
egoist
bencil
kendini beğenmiş
selfless
fedakâr
bencil
özgecil
özverili
özgeci
kendini düşünmeyen
diğerkamlık
self-serving
bencil
kendine hizmet eden
kendine hizmet etme
self-involved
bencil
egoist
kendimle ilişkim
kendine düşkün
selfishness
bencillik
self-centred
bencil
egoist
kendini beğenmiş
ben-merkezcil

Examples of using Bencil in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Bencil olduğumu nereden çıkardın?
Why would you say I'm self-centred?
Dünyanın en bencil insanı onu etkilemeyen bir şeyi unutmuş.
Forgot something that doesn't directly impact her. The most self-involved person in the world.
Bencil olmamaya çalistim.
I tried to be selfless.
Meğer ben daha çok, her şeyden bihaber olan… bencil pisliklerle ilgileniyormuşum.
Turns out I'm more into oblivious, self-absorbed pricks.
Çünkü benim bildiğim Fleischman kibirli, bencil… kendini beğenmiş ve yürüyen bir sırıtma.
Egotistical and a walking smirk. Because the Fleischman I know is arrogant, self-centered.
Pekâlâ. Demek ki, bencil olmak da onurlu bir meziyetmiş.
Okay. Selfishness is apparently honorable now.
Sıkıcı ve bencil romantizm canavarlarına dönüştünüz.
You two have become boring, self-involved romance monsters.
Böylesine bencil biriyle karşılaştığıma hiç bu kadar sevinmemiştim.
Never been so happy to meet someone so self-serving.
Ama öyle bir yer vardı ki, orada aşk dürüst bencil olmayan ve ebediydi.
But there was one place where love was honest, selfless and eternal.
Çaresiz, kaba, bencil bir sarhoştu.
He was a helpless, loud, self-centred drunk.
Ayrıcalıklı bir kız, şımarık, çok bencil.
She can't keep an appointment. A privileged, spoiled girl who's so self-absorbed.
Demek ki, bencil olmak da onurlu bir meziyetmiş. Pekâlâ.
Selfishness is apparently honorable now. Okay.
Dünyanın en bencil insanı onu etkilemeyen bir şeyi unutmuş.
The most self-involved person in the world forgot something that doesn't directly impact her.
Çok bencil olur Biz sadece olduğumuzu düşünüyorum Bu galakside kaşifler.
It would be very egotistical to think that we're the only explorers in this galaxy.
Bu kadar bencil olduğumu düşünmenize alındım.
I am insulted that you would think I'm so self-serving.
Paskalya Tavşanı bencil değildir.
Easter rabbits are selfless.
Moogie. Sen çıkarcı, bencil, gizli bir işbirlikçisin.
You're a manipulative, self-centred conniver. Oh, Moogie.
Dom, biliyorum, bencil olduğumu düşünmeye kendini şartladın.
Dom, I know you have been conditioned to assume my selfishness.
Dr. Coxun bana bencil ve mızmız dediğine inanabiliyor musun?
Can you even believe Dr. Cox? Calling me whiny and self-involved.
Hayır, biliyorum ama sana bencil demeye hakkım yoktu.
No, I know, but I had no right to call you egotistical.
Results: 3451, Time: 0.0363

Top dictionary queries

Turkish - English