SELF-SERVING in Turkish translation

bencil
selfish
self-centered
self-absorbed
egotistical
selfless
self-serving
self-involved
selfishness
self-centred
kendine hizmet eden
bencilce
selfish
self-centered
self-absorbed
egotistical
selfless
self-serving
self-involved
selfishness
self-centred
kendine hizmet etme

Examples of using Self-serving in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
You believe his feeble, self-serving lies.
Onun zayıf, kendine hizmet yalanlarına inanıyorsun.
I'm perfectly safe. I have Damon, the self-serving psychopath, on my side.
Tabii ki güvendeyim yanımda çıkarcı psikopat Damon var.
Is this--eh, this might sound a little self-serving, but is tactics the only thing behind me staying down here?
Bu kulağa biraz bencil gelebilir ama burada olmamı sırf taktik yardım için mi istiyorsun?
I'm sorry, you're usually such a self-serving, devious, dishonest little shit that.
Kusura bakma, genelde o kadar bencil, üçkâğıtçı, sahtekâr bir adam oluyorsun ki.
That is the most vicious, deceitful, self-serving thing I have ever seen.
Bu, şu ana kadar gördüğüm en acımasız, en aldatıcı en kendine hizmet eden şey.
But is tactic the only thing behind me staying down here? And this might sound a little self-serving.
Bu kulağa biraz bencil gelebilir ama… burada olmamı sırf taktik yardım için mi istiyorsun?
But before I plunge my people into a conflict that will kill millions of loyal Romulan citizens I need something more concrete than the self-serving argument of a Starfleet officer.
Ama milyonlarca sadık Romulan vatandaşının ölümüne sebebiyet vermeden önce, bir Yıldız Filosu subayının kendine hizmet eden argümanından daha gerçekçi bir sebep bulmam gerek.
Your behavior is reckless and self-serving, and I swear to God,
Davranışın pervasız ve bencilce! Yemin ederim,
for my sympathies for Jamie, I had little interest in Dougal's self-serving performance.
Jamieye olan sempatim ve Dougalın kendine hizmet eden icraatına biraz ilgim vardı.
It's reckless and self-serving, and I swear to God,
Pervasız ve bencilce! Yemin ederim,
And if a bunch of… self-serving outlaws are willing to help your cause, maybe that could inspire you to make an effort.
Ve birkaç tane bencil haydut… davanızda yardımcı olacaksa… bu seni daha eforlu olmaya itebilir.
I need more than the self-serving argument of a Starfleet officer. Before I plunge my people into a conflict that will kill millions of loyal Romulan citizens.
Ölümüne sebebiyet vermeden önce, bir Yıldız Filosu subayının Ama milyonlarca sadık Romulan vatandaşının kendine hizmet eden argümanından daha gerçekçi bir sebep bulmam gerek.
Scarlet, there's 150 of the most well-connected, self-serving, hypocritical pricks in the city there.
Scarlet, şehrin en çevresi geniş, bencil, iki yüzlü 150 insanı orada.
He was drinking too heavily and fell into a relationship with a beautiful, but… Self-serving woman.
Çok fazla içiyordu ve çok güzel bir kadınla ilişkisi vardı… güzel ama bencil.
To you, that is, because you're sneaky and duplicitous and self-serving, and I always think you have a hidden agenda.
Sana karşı yani, çünkü sen sinsi, ikiyüzlü ve bencilsin ve her zaman gizli bir niyetin olduğunu düşünüyorum.
In the stories, people always make self-serving wishes, use it for something good, there will be no retribution.
Masallarda insanlar hep kendi çıkarına dileklerde bulunup… iyi bir şeye kullanır, cezası olmaz.
Now it is time for EULEX to prove that it is able to achieve its mandate, and that it has not already become a calcified, self-serving organization," he added.
EULEXin görevini yerine getirebildiğini ve kemikleşmiş, sadece kendine hizmet eden bir örgüt haline gelmediğini kanıtlama zamanı artık geldi.'' diye ekledi.
Patrick. but i did tell you there would be another killing. patrick, i don't mean to be self-serving.
Patrick, böbürlenmeyi hiç sevmem… ama bir cinayet daha olacak demiştim. Patrick.
And your self-serving, cop-killer deals, and you can shove them up your ass.
Narkotikteki dostlarınla arka odalarda el sıkışabilir,… kendi hizmetini alabilirsin, polis katiliyle antlaşma yaparsın… ayrıca onları da kıçına sokabilirsin.
And above all, don't let him give these Be specific. self-serving, 23-minute homilies.
Net ol. En önemlisi, kendine yontan 23 dakikalık o uzun konuşmalarına izin verme.
Results: 67, Time: 0.0412

Top dictionary queries

English - Turkish