BENIMSEDI in English translation

adopted
kabul mi
benimsemek
evlat
edindi
sahiplenmemen
embraced
kucak
kabul
kucaklamak
benimse
kabullen
bağrına
took
al
almak
alıp
alacak
kabul
alman
sürer
götür
alın
götürün

Examples of using Benimsedi in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Yeni Eagles koçu Dick Vermeil… çok farklı bir yaklaşım benimsedi.
Certainly a different approach being taken by new Eagles coach Dick Vermeil.
Atalarımızın hayvanî tutkularını benimsedi.
He embraced the animal passions of our ancestors.
Tüm çocuklar benimsedi.
All the children were adopted.
Her ne kadar kolay olmasa da… Nantucketın muazzam denizcilik ailesi sizi benimsedi.
You had Nantucket's great seafaring family to adopt you.
Herşeyimi kaybettim. Tüm çocuklar benimsedi.
I lost everything. All the children were adopted.
Kanadalı kalabalık kazanma şansı az olan Roberto Durani benimsedi.
The underdog Roberto Durén. This Canadian crowd has embraced.
Ve Greenpointin geleneksel Polonyalı sakinleri de bu kafeyi benimsedi.
And Greenpoint's traditional Polish residents have embraced the cafe as well.
Troglitler kişisel fedakarlığı, ortak bir davayı benimsedi.
A common cause. The troglytes have accepted Personal sacrifice.
Avrupa, Yunanların ve Arapların bilgisini ve de yeni teknolojiyi benimsedi.
Europe has embraced Greek and Arabic knowledge and the new technology.
Son 35 yılın sağ görüşünü benimsedi.
He embraced every right-wing talking point of the last 35 years.
Görünüşe göre Hassan barışçıl hayatı benimsedi.
It seems that Hassan has embraced the peaceful life.
Görüyorsun, dövüşçü olmayı… benimsedi.
You see, he embraced… being a fighter.
Ve Wikipedia da bunu benimsedi.
And Wikipedia has embraced this.
Altı ay sonra, Rollins İsayı gönülden benimsedi.
Rollins accepted Jesus into his heart. Six months later.
Altı ay sonra, Rollins İsayı gönülden benimsedi.
Six months later, Rollins accepted Jesus into his heart.
Fazıl İslamı hayatının bir parçası olarak benimsedi.
Fadil accepted Islam as part of his life.
Daha pragmatik, reformcu bir ekonomi politikasını benimsedi. Halefleri'' doi moi'' dedikleri şeyi.
A more pragmatic reformist economic policy. His successors adopted what they calleddoi moi.
Ve burada bulduklarından en iyi şekilde yararlandılar, bazıları büsbütün yeni bir yaşamı benimsedi.
And to make the most of what they found here, some adopted a whole new way of life.
Te parti, merkez sol ideolojiyi ifade eden yeni bir ilkeler programı benimsedi.
In 2005, the party adopted a new programme of principles, expressing a centre-left ideology.
Ancak parti, 1990ların sonundan itibaren Kostas Simitisin liderliğinde daha pragmatik bir yaklaşım benimsedi.
Starting in the late 1990s, however, the party took a more pragmatic approach under the leadership of Costas Simitis.
Results: 98, Time: 0.0375

Benimsedi in different Languages

Top dictionary queries

Turkish - English