EMBRACED in Turkish translation

[im'breist]
[im'breist]
kucakladı
embrace
to hug
to hold
to cuddle
benimsedi
to adopt
embracing
to take
kucaklaştık
lap
hug
welcome
cuddle
embrace
arms
kabul
accept
agree
take
admit
acceptance
admission
will
receive
acknowledge
granted
kucaklayan
embracing
hug
holding
whatjust
when they wholly embrace
kabullendi
accept
to admit
acceptance
to acknowledge
to take
embracing
just
face it
concede
sarıldılar
hugged
finally
embraced
they held
benimserken
embraced
kucakladım
embrace
to hug
to hold
to cuddle
kucakladığında
embrace
to hug
to hold
to cuddle
kucakladık
embrace
to hug
to hold
to cuddle
benimsemiş
to adopt
embracing
to take
kucaklaştı
lap
hug
welcome
cuddle
embrace
arms

Examples of using Embraced in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
It's pretty groundbreaking how this school has embraced you.
Bu okulun seni benimsemiş olması çığır açan bir şey.
You fell toward me, and I caught and embraced you.
Benim üstüme düştün, seni yakalayıp kucakladım.
he found me, and we just embraced each other.
Biz sadece birbirimizi kucakladık.
And if I want to be embraced, then gives me the stuff the hug.
Ben benimsemiş olmak istiyorsanız Ve ardından şeyler bana kucak verir.
They embraced.
Onlar kucaklaştı.
We embraced them.
Onları kucakladık.
I embraced you.
Seni kucakladım.
The two brothers embraced warmly.
İki erkek kardeş sıcak biçimde kucaklaştı.
They embraced lovingly.
Onlar sevgi ile kucaklaştı.
The mavens never embraced pie, so that's not happening.
Uzmanlar hiçbir zaman turtayı kabullenmedi, yani o da moda olmayacak.
You embraced your demons and they saved you.
Sen şeytanlarını kucakladın ve onlar seni kurtardılar.
They embraced, and he looked into her eyes one last time.
Kucaklaştılar ve birbirlerinin gözlerinin içine son bir kez baktılar.
But last night I embraced who I am and I don't wanna stop.
Dün gece bunu benimsedim ve şimdi de durmak istemiyorum.
If arms steady as these that embraced me in live!
Güçlüyse kollar, bu beni kucaklar, yaşatır!
Among these great creatures I feel embraced and protected.
Hepimizi bağlayan bir yaşam ağıyla bu harika yaratıklar arasında kendimi kucaklanmış ve korunmuş hissediyorum.
When the governor arrived and the island embraced him, a bargain was struck.
Vali adaya geldiğinde ve halk onu benimsediğinde bir pazarlık oldu.
It was like my reflection embraced me.
Sanki yansımam beni kucaklıyor gibiydi.
From our earliest days, we embraced economic liberty.
Kuruluşumuzun ilk yıllarından bu yana, biz ekonomik özgürlüğü benimsedik.
Tom and Mary embraced.
Tom ve Mary kucaklaştılar.
The husband's fires, embraced and blazing.
Kocanın ateşi, kucaklar ve yakıcıdır.
Results: 150, Time: 0.0903

Top dictionary queries

English - Turkish