KABUL in English translation

accept
kabul
kabullenmek
razı
agree
kabul
hemfikir
katılıyorum
razı
katılmak
mutabık
aynı fikirde
konusunda
anlaştık
konusunda anlaştılar
take
al
almak
alıp
alacak
kabul
alman
sürer
götür
alın
götürün
admit
kabul etmek
itiraf etmek
kabullenmek
kabul edersin
sokun
acceptance
kabul
kabullenmek
admission
kabul
giriş
itirafı
başvuru
kayıt
will
olacak
eder
edecek
olur
gelecek
verecek
yakında
birazdan
olacak mı
hemen
receive
almak
kabul
alacak
nail
alan
alın
elde
acknowledge
kabul
onaylayın
kabullenmek
tanımak
anlaşıldı
itiraf
etmeyin
granted
hibe
ödenek
burs
bağış
kabul
yerine
bahşet
ver
bağışla
lütfet

Examples of using Kabul in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Yeni kabul dalgasıyla geldi. Kendiniz bakın.
See for yourself. She came in with a wave of new admissions.
Kabul ofisi iki saate kadar açılmaz. şimdi mi?
Admissions office doesn't open for another couple of hours, yet. Now?
Hiç hata yapamazsınız, asla kabul sınavına geçemezsiniz.
You can't make a mistake, or else you won't pass the admissions test.
Kendiniz bakın. Yeni kabul dalgasıyla geldi.
See for yourself. She came in with a wave of new admissions.
Dolara kabul masasından geçince başka tarafa bakabilecek.
For $5,000 he could be looking the other way when we come past the admitting desk.
Ciddi bir suçu kabul ediyorsun. Benim adamım.
You're admitting to a serious offense.- My guy.
Teşekkür ederim. Kabul formunun fotokopisine itiraz ediyoruz.
We object to the copy of the admitting form, Thank you.
Hayır yanıtı kabul etmiyor. Sizi tanıyormuş.
Says he knows you. Not taking no for an answer.
Müvekkilim soru kabul etmiyor… ama ben birkaç soru cevaplayacağım.
But I will stay back for a few questions. My client's not taking any questions.
Çok vaktim yok ama olsun… Öyleyse özürlerimi kabul edin?
I'm not taking too much of your time, am I?
Anladım. Herhangi bir emri soru sormadan kabul ederler. Tamamıyla itaatkarlar.
I see. taking any order without question. They are totally obedient.
Benim adamım. Ciddi bir suçu kabul ediyorsun.
You're admitting to a serious offense.- My guy.
Benim adamım. Ciddi bir suçu kabul ediyorsun.
My guy.- You're admitting to a serious offense.
Anladım. Herhangi bir emri soru sormadan kabul ederler. Tamamıyla itaatkarlar.
I see. They are totally obedient, taking any order without question.
Sizi tanıyormuş. Hayır yanıtı kabul etmiyor.
Says he knows you. Not taking no for an answer.
Sizi tanıyormuş. Hayır yanıtı kabul etmiyor.
Not taking no for an answer. Says he knows you.
Jo Seong-dae için çalıştığını kabul ediyorsun yani?
Then you're admitting to working for Jo Seong Dae?
Türkiyedeki bir arkeolojik kazıya kabul edildim yani tüm yaz Türkiyedeyim.
I got accepted into this archaeological camp in Turkey so I'm gonna go there for the summer.
Kabul et, G. Onların nerede olduklarını bilmiyorsun.
Face it, G, you don't know where they are.
Ben de oraya kabul edilmiştim fakat Duketa okumaya karar verdim.
I got accepted there, but I decided to go to Duke.
Results: 13942, Time: 0.0452

Top dictionary queries

Turkish - English