Examples of using Berrak in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
hatta zihnim hiç bu kadar berrak olmamıştı.
Onlar kendini berrak görmeni sağlarlar.
Berrak Okyanuslar Girişimine bağlı bir deniz filtreleme sistemi üzerinde çalışıyoruz.
Berrak bira. Tamam.
Saniye kolu durursa berrak rüyadasın demektir.
Gedik Üniversitesi- Berrak Kurtuluş.
Kafamı berrak düşüncelere… yüreğimi sadakate açıyorum.
Görebileceğin en berrak su.
Hafızan pek berrak değil, gibi.
Yıldızlar çok berrak.
Senin gibi o da oğluyla berrak rüyalar aracılığıyla görüşüyor.
Bi reklam arası ver, bi şey ver. Berrak!?
Her şey daha berrak görünüyordu,… daha parlak.
Lambada diyarı, berrak sular, beyaz kumlar.
Uzun ağaçlar ve berrak sular.
Belki sadece kâbus görüyorum. İnanılmaz derecede gerçekçi berrak bir kâbus.
Tek kim? Berrak?
Buradan görünüşü çok berrak.
Ana şey, kişinin berrak ruhu!
Maldivlere, ağaçların uzun, suyun berrak olduğu diyara.