BERRAK in English translation

clear
açık
temiz
apaçık
net
belli
berrak
kesin
bariz
belirgin
şeffaf
lucid
berrak
aklı başında
bilinçli
net
lüsid
açık
anlaşılır
aklı yerinde
bright
parlak
zeki
iyi
berrak
aydınlık
akıllı
ışıltılı
berrak
crystal
kristal
billur
cristal
limpid
berrak
saydam
of clarity
berraklaşıyor
netlik
açıklık
clearer
açık
temiz
apaçık
net
belli
berrak
kesin
bariz
belirgin
şeffaf
clearest
açık
temiz
apaçık
net
belli
berrak
kesin
bariz
belirgin
şeffaf
silvery
gümüşi
simli
altında
berrak

Examples of using Berrak in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
hatta zihnim hiç bu kadar berrak olmamıştı.
I have never been so lucid.
Onlar kendini berrak görmeni sağlarlar.
They help you see yourself clearer.
Berrak Okyanuslar Girişimine bağlı bir deniz filtreleme sistemi üzerinde çalışıyoruz.
We're working on connected into the Crystal Oceans Initiative. a marine filtration system.
Berrak bira. Tamam.
Bright beer.- Okay.
Saniye kolu durursa berrak rüyadasın demektir.
If the second hand is stopped, you're in the lucid dream.
Gedik Üniversitesi- Berrak Kurtuluş.
Gedik University- Berrak Kurtuluş.
Kafamı berrak düşüncelere… yüreğimi sadakate açıyorum.
I pledge my head to clearer thinking. My heart to greater loyalty.
Görebileceğin en berrak su.
The clearest water you have ever seen.
Hafızan pek berrak değil, gibi.
Sounds like this memory ain't exactly crystal.
Yıldızlar çok berrak.
Stars so bright.
Senin gibi o da oğluyla berrak rüyalar aracılığıyla görüşüyor.
He's meeting his dead son like you through lucid dreams.
Bi reklam arası ver, bi şey ver. Berrak!?
Berrak? Give it a short ad break!
Her şey daha berrak görünüyordu,… daha parlak.
Everything just seemed clearer, brighter.
Lambada diyarı, berrak sular, beyaz kumlar.
Land of the lambada, crystal waters, white sands.
Uzun ağaçlar ve berrak sular.
the trees tall and water bright.
Belki sadece kâbus görüyorum. İnanılmaz derecede gerçekçi berrak bir kâbus.
Maybe I'm just having a nightmare… an incredibly vivid lucid nightmare.
Tek kim? Berrak?
Berrak? Who is Tek?
Buradan görünüşü çok berrak.
It's so much clearer out here.
Ana şey, kişinin berrak ruhu!
The main thing, the person of crystal soul!
Maldivlere, ağaçların uzun, suyun berrak olduğu diyara.
The Maldives, where the trees are tall and water bright.
Results: 473, Time: 0.0654

Top dictionary queries

Turkish - English