Examples of using Bildirecek in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Orada bulunup hasarı bildirecek.
O sana nasıl olduğunu bildirecek.
Bu sabah işini bitirdiğinde bildirecek.
Dougu geri götürdüğümüzde bulduğu şeyleri Birleşmiş Milletlere bildirecek.
Ben çocuk işgücü konusundaki gerçek kuralları size bildirecek bir çocuğum.
Ben de en uygun zamanı size bildirecek konumdayım.
Ama onunla görüştüğünde, daha fazlasını bildirecek.
Ama bizi kız kardeşinin bir Yahudi çiftliğinde yaşadığını bildirecek vaktin olmamış.
Rodrigo beni polise bildirecek.
Polis ailesine bildirecek.
Mahkemeye çıkmamam için beni bunak diye bildirecek.
Allah size gaybı bildirecek değildir; fakat Allah peygamberlerinden dilediğini seçip,
Ben size bildirecek, ama nerede olduğunu tabii ki bilmiyordu gerekiyor.
Valinin hala dinlenmeye ihtiyacı var fakat Doktor Marcus durumunda bir değişiklik olduğunda bize bildirecek.
Apache öncüleri gördüğü duman işaretlerini okuyacak… ve birilerinin hala yaşadığını bildirecek.
Yaptıkları her şeyi ALLAH onlara bildirecek.
Yaptıkları her şeyi ALLAH onlara bildirecek.
ekstraksiyon ekiplerinin nereye gideceğini bildirecek bir telefon hattı işletir
kin saldık. Yaptıkları her şeyi ALLAH onlara bildirecek.
Sonra da görünmeyen ve görünen ne varsa hepsini bilen Allahın huzuruna götürüleceksiniz, O da sizin yaptıklarınızı tek tek bildirecek( ve ondan ötürü karşılığını verecektir). 4,78.