BILGILENDIRIN in English translation

inform
haber
haberdar
bilgi
bildirmek
bilgilendir
söyle
bildirir
notify
bildirmek
haberdar
haber ver
bilgilendirin
bildirip
let
hadi
haydi
müsaade
birak
izin
bırak
ver
bakalım
gidelim
vereyim
update
bilgi
haber
son durum
yeni
güncelleme
güncelleştirme
bir gelişme
bilgilendir
son durumu hakkında bilgi
brief
kısa
özet
bilgi
bilgilendir
brifingi
bir süre
kisa
instruct
talimat
bilgilendirin
öğret
emrettiniz
tembihle
informed
haber
haberdar
bilgi
bildirmek
bilgilendir
söyle
bildirir
apprise
konusunda bilgilendirmemiz
bilgilendirin
bilgi

Examples of using Bilgilendirin in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Kralı bilgilendirin.
Inform the king.
Lütfen bizi bilgilendirin.
Pray instruct us.
Eğer tutuklandıysam, yakalandıysam ya da öldüysem hemen NISi bilgilendirin.- Size.
If arrested, immobilized, or deceased, notify NIS immediately.- You.
Bodeen, gerçek bir kaybeden. Beni bilgilendirin.
Uh, Bodeen's a real loser. Let me hear it.
SFPDyi terbiye ediyor olacağım. Beni bilgilendirin.
Keep me informed. I will be educating the S.
Lütfen benim için babamı bilgilendirin.
Please inform my father for me.
Bunu yapmak için onu bilgilendirin.
Instruct him to do it.
Boştaki tüm çalışanları bilgilendirin.
Notify all available personnel.
Bayan Strasser, lütfen beyleri bilgilendirin.
Miss Strasser, please brief the gentlemen.
SFPDyi terbiye ediyor olacağım. Beni bilgilendirin.
I will be educating the S. Keep me informed.
Lütfen geliştiriciyi bilgilendirin. Teşekkürler.
Please notify the developers. Thank you.
Siz tekrar çocuklar… Herhangi bir önlem almadan önce lütfen bizi bilgilendirin.
Please inform us before taking any action, could you? You guys again.
Ben revirde olacağım. Beni bilgilendirin.
Keep me informed. I will be in Sickbay.
Ve yeni bir gelişme olursa beni bilgilendirin. Dua edin.
Say a prayer. Notify me the minute you have an update.
Onu oltada tutun ve beni bilgilendirin.
And keep me informed.
Komutan Chakotay, Doktoru bilgilendirin.
Chakotay, notify the Doctor.
acilen bilgilendirin.
approach women, inform immediately.
Onu oltada tutun ve beni bilgilendirin.
Keep him hooked, and keep me informed.
Ayrıca gelmeleri için Büyük Suçları bilgilendirin.
Also, notify Major Crimes to respond.
Ve beni tamamen bilgilendirin.
And keep me fully informed.
Results: 153, Time: 0.0358

Top dictionary queries

Turkish - English