BILINDIK in English translation

familiar
tanıdık
aşina
bildik
bilindik
alışık
samimi
alışkın
biliyorsun
tanıdığımız
yabancı gelmiyor
usual
normal
olağan
her zaman
sıradan
bilindik
common
ortak
yaygın
sıradan
genel
adi
sık
müşterek
olağan
bilindik
avam
known
bilmek
haber
bilen
öğrenmek
biliyorum
bilirsin
tanıyorum
bilin
farkındayım
tanırım
obvious
açık
belli
bariz
belirgin
apaçık
malum
aşikar
ortada
aleni
bilindik
well-known
tanınmış
bilinen
iyi bilinen
meşhur
tanınan
iyi tanınan
ünlü
bilindik
çok tanınan
old
eski
ihtiyar
büyük
yaşlı

Examples of using Bilindik in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Hedefe avantaj sağlayabilecek, etraftaki bilindik herhangi bir şeyden kaçın.
Avoid familiar surroundings, anything that may offer the target an advantage.
Burada göze çarpan… bu bilindik melodinin evrensel uyum yeteneğidir.
Of this well-known melody. And what strikes the eye here is the universal adaptability.
Buraya gelip size bilindik cevaplar verebilirdim.
I could come up here and give you the obvious answers.
Firebaugh ve Dunnın sistemde görünen bilindik bazı ortakları var.
Here in the system. Firebaugh and Dunn have some known associates.
Bilindik, deli Maurice işte!
Crazy old Maurice!
Çok bilindik bir sahne.
It's a very common scene.
Neden bilindik şekilde ölmüyorsun?
Why aren't you dying in the usual way?
Eski, bilindik hikaye.
The old, familiar story.
İnsanlar her şeyden şikâyet ediyor, en bilindik kelimelerden asla inanmayacağınız kelimelere kadar.
People complain about everything, from the obvious ones to words you would never believe.
Pekâlâ. Bunun, çok bilindik bir laf olduğunu sanıyordum.
I just thought it was a very well-known expression. Okay.
Evet, ben sadece senin bilindik depresif konuşman olduğunu sanıyordum.
Yeah, and I just thought it was your usual doom-and-gloom prediction.
Işığı 3.4 mikronda emebilen bilindik bir bakteri mevcut.
There is a bacteria, of a very common sort, that absorbs light on 3.4 microns.
Anatomik kutucuktaki hassaslık, bu bilindik kırılmayı belirtir.
Tenderness in the anatomic snuffbox indicates this common fracture.
Geleneksel işler için kullandığım bilindik içerik vardı sadece.
Just the usual contents which I was operating in the traditional manner.
Yönetmen ama siması pek bilindik değil.
He's a filmmaker, but his face isn't very well-known.
Basit ve bilindik.
It's silly and common.
Öyle mi? İşte en bilindik argüman.
Of course, there we have the most common of arguments.
Nerenden?- Bilindik yerlerden?
The usual places. Where?
Bu, Paristen Le Havreye gitmede kullanılan en bilindik yol.
Tis the most common road taken from Le Havre to Paris.
Nerenden?- Bilindik yerlerden.
Where?- The usual places.
Results: 197, Time: 0.0404

Top dictionary queries

Turkish - English