BIR DILDE in English translation

in a language
bir dilde
dilinde ormanın
tongue
dilini
dil
dilinin
in
içinde
içeri
içine
yılında
girdi
oraya
durumda
ortaya
önünde
odasında

Examples of using Bir dilde in Turkish and their translations into English

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
Pekala,… senin anlayacağın bir dilde anlatayım.
Let me put it in language you will understand.
Hiç anlamadığım bir dilde.
A language I have never seen.
Birkaç gün sonra tuhaf bir dilde konuşmaya başlayacağım.
In a few days, I start speaking some strange language.
Bir adamla anladığı bir dilde konuşursan, onun kafasına gidecek.
If you talk to a man in a language he understands, it will go to his head.
Öyle bir dilde konuşuyordu ki, sanki kuzgunlar kavga eder gibiydi
And he would speak in a language that was like… It was like ravens fighting.
Bir insanla onun anladığı bir dilde konuşursan onun kafasına gider.
If you talk to a man in a language he understands, that goes to his head.
Bir dilde bir suikasttan söz etti. Bazı adamlar mikrofonlarla ve sekiz kişinin bildiği
In a language you and maybe eight other people understand in a room full of microphones.
O kitabın Yüksek Anış adlı bir dilde yazıldığı iddia ediliyor, ki bunu duydum.
Which I have heard of. Now, that book there claimed to be written in a language called High Remembrance.
O kitabın Yüksek Anış adlı bir dilde yazıldığı iddia ediliyor, Köklerini anlayabiliyorum.
That book there claimed to be written in a language called High Remembrance. I recognize the roots.
Biz toplumla çalışıyoruz, onlara anlamadıkları bir dilde ne olacağını anlatamayız.
We worked with the community, not telling them what was going to happen in a language they didn't understand.
Fransızcadan başarısız olduğumu kabul ettiğimiz göz önüne alındığında,… davalının bilmediği bir dilde bir diyalog yürütmek de adil olmaz gibi görünüyor.
Given that we have established I flunked out of French, uh, it seems unfair to conduct in a colloquy in a language unknown to the defendant.
Hepimizin taşıdığı bir mesaj. vücudumuzdaki tüm hücrelerde kazılı olan Dünyadaki tüm yaşamın okuyabildiği bir dilde.
In a language that all life on Earth can read. It's a message that every one of us carries inside, inscribed in all the cells of our bodies.
Hepimizin taşıdığı bir mesaj. vücudumuzdaki tüm hücrelerde kazılı olan Dünyadaki tüm yaşamın okuyabildiği bir dilde.
It's a message that every one of us carries inside… inscribed in all the cells of our bodies in a language that all life on Earth can read.
Onlar tespih çekip anlamadıkları bir dilde yazılmış dualar etmekten başka bir şey yapmazlar.
They do nothing but thumb their prayer beads and recite a book written in a tongue they don't even understand.
Bu Poenun herhangi bir eserinin İngilizce dışındaki bir dilde ilk yayımlanışıydı
This was the first translation of Poe's work to a language other than English
Kaybettiğim sesim ile, kaybettiğim bir dilde, kaybettiğim evim hakkında,
With the voice that I lost, in the language that I lost, I sing a song,
Eğer Biz onu Acemi( Arapça olmayan bir dilde) olan bir Kuran kılsaydık, herhalde derlerdi ki:'' Onun ayetleri açıklanmalı değil miydi?
Had We made the Koran in a nonArabic(language) they would have said:'If only its verses were distinguished!
Ama, örneğin, bize bir şeyleri aslında anlayabileceğimiz bir dilde açıklamalarını istediğimizde gösterecekleri kaçınılmaz rahatsızlığın karşısında ısrar etmemiz anlamına geliyor.
But it does mean persisting in the face of their inevitable annoyance when, for example, we want them to explain things to us in language that we can actually understand.
anlayacağı bir dilde konuşmalıyız onunla.
we need a language she will understand.
İnsanların önüne çıkıp İbranice denen son derece zor bir dilde konuşma yapmamız gerekiyor.
We have to get up in front of people and give a speech in this really hard language called Hebrew.
Results: 79, Time: 0.059

Word-for-word translation

Top dictionary queries

Turkish - English