Examples of using Buz in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
İnsanların kasıklarına buz koyduğunu düşününce çok komik geliyor.
Hades yada Buz Kabuğu tarafından ölecek.
Buz silahından hâlâ tık yok. Cait. Peki.
Orada da yüzeyde buz görüyoruz.
O dile buz tutmaya devam et.
Ateşli bir randevusu olanlar, onun buz tuttuğunu düşünsün.
Buz silahının kriyojenik jeneratörüne molekül yavaşlatıcı entegre edebilirsek.
Diline buz tutmaya devam et.
O zamana kadar bileğinizi yüksekte tutun ve buz koyun.
O küçük buz silahın da seni elimden kurtaramaz.
Eve gidip ayağına buz koymalısın.
Harika!- Özel buz arseniği!
Görsel ikiz karışıklığını bir kenara bırakırsak… benim buz silahım ve nükleer bomba Siren Xin elinde.
Odamda, hayalarına buz tutuyor.
Ul bunu biliyordu ve bu yüzden Buz Kabuğunda ustalaştı.
Tam suratının üstüne bir kova dolusu buz gibi suya ne dersin?
Yüzbaşı, büyük bir sorunumuz var. Motorlar buz tutuyor.
Odamda, hayalarına buz tutuyor.
Buz adacığı için kendini hazır hissetmeyen yaştaki kadınlar için.
Daha ne kadar buz taşıyabilir bu?