ICY in Turkish translation

['aisi]
['aisi]
buz
ice
frost
icy
cold
soğuk
cold
cool
chilly
frigid
icy
freezing
buzlu
ice
frost
icy
cold
donmuş
freeze
frost
buzlanmış
buzdan
ice
frost
icy
cold
dondurucu
freeze
frost
buzumsu
ice
frost
icy
cold

Examples of using Icy in English and their translations into Turkish

{-}
  • Colloquial category close
  • Ecclesiastic category close
  • Ecclesiastic category close
  • Computer category close
  • Programming category close
With his icy breath, this graceful giant built our nest.
Bu ağırbaşlı dev, yuvamızı buzdan nefesiyle inşa etti.
Or even drown. We submerged them in icy water until they lost consciousness.
Kafalarına vidalar sokardık… bilinçlerini kaybedene kadar soğuk suda bekletirdik… hatta boğulana kadar.
Winds swept across the llano, and locked the earth in an icy grip.
Rüzgârlar bozkırı süpürdü,… ve toprağa buzdan bir kilit vurdu.
They would exist cocooned in an icy shell 15 miles thick.
Yaşıyor olsalardı, 24 km kalınlığındaki buzdan bir kozanın içinde olacaklardı.
And the shadow hats will rise from their graves and hold you in an icy embrace.
Sonra Gölge Cadıları mezarlarından yükselecek ve… sizi buzdan bir kafese hapsedecek.
It was a father pulling his son from an icy pond.
Bir babanın oğlunu buzdan çekişini gösteriyordu.
There certainly has been a thaw in your icy relationship with the governor's office.
Valilik makamıyla arandaki buzlar kesinlikle erimeler başlamış.
My fingers are icy.
Parmaklarım dondu resmen.
I like it when the light hit the icy glare¶¶.
Seviyorum ışığın buza vurup, yansımasını** ve görüyorum uzaklarda hareketlendiğini.
Were the waters very icy, Gabriel?
Sular çok mu buzluydu, Gabriel?
Something icy, trap it, electrolyze the oxygen
Buzu olan bir şey yakalarız,
With some strange, Formless energy against that icy world.
O buzsu dünyaya karşı garip, biçimsiz bir enerjiyle.
These icy conditions help it to hunt.
Buzun bu koşulları avlanmasına yardımcı oluyor.
She died late one evening on an icy stretch of the Taconic Parkway.
Bir akşam geç saatte Taconic Bulvarındaki bir buzlanmada öldü.
The roads were very icy.
Yollar çok buzluydu.
Little icy.
Biraz soğuksun.
I like to play Icy Tower.
Ben Icy Tower oynamayı severim.
You can forget about Icy Tea and Scoopy Scoopy Dog Dog.
Icy Tea'' ve'' Scoopy Scoopy Dog Dog'' u unut gitsin.
Slowly I thaw her icy heart.
Onun buz tutmuş kalbini yavaş yavaş çözüyorum.
So we have to warm his icy heart with a hot island song.
Buz tutmuş kalbini sıcak bir ada şarkısıyla eritmemiz gerekir.
Results: 657, Time: 0.0577

Top dictionary queries

English - Turkish