Examples of using Cesarete in Turkish and their translations into English
{-}
-
Colloquial
-
Ecclesiastic
-
Ecclesiastic
-
Computer
-
Programming
Öteki çocuklardan hiç biri bunu yapacak cesarete ya da hırsa sahip değil.
Bu adamdaki cesarete inanamıyorum.
Sen de bezimi takacak cesarete sahip olmak isterdin.
Öteki çocuklardan hiç biri bunu yapacak cesarete ya da hırsa.
Utrilla ibnesini öldürecek kadar cesarete sahipti.
Tanrım! Kadındaki cesarete bak!
Bilirsin, amigo olmanın yarısı cesarete sahip olmaktır.
Bu çizgiyi geçen herkes… kazanan olmak için cesarete sahiptir.
Amigo olmanın yarısı cesarete sahip olmaktır.
Çok fazla cesarete ihtiyacım var.
Cesarete ihtiyacım olduğunda seni düşünüyorum, baba.
Cesarete bak ya.
Diğeri daha çok sezgilere dayanır cesarete, birisinin yeteneklerine güvenmeyi gerektirir.
Sizin cesarete ihtiyacınız yok, gayet iyi idare ediyorsunuz.
Cesarete. Bu savaşı anlayamıyorsun.
Cesarete ihtiyacı olan onlar değil.
Cesarete en yakın şey nedir? Tartar sos aşkına!
Cesarete en yakın şey nedir? Tartar sos aşkına!
Cesarete. Şimdi bana söylemek istediğin nedir?
Şu cesarete bak!